Chicago Kıyıları

Gölge Konuşuyor:

Kentleri sevmem. Dedelerimizin günahlarıyla kurulmuştur çünkü. İlk kentler tarımın, günümüzün kentleri de daha ziyade sanayinin fazlasıyla kurulmuştur. Haz ve günah mekanlarıdır kentler. Bu bakımdan güzel kent diye bir şey yoktur. Ama yarattığı adil olmayan paylaşım nedeniyle direniş mekanı da olabilirler. Kent hakkı ve yaşam alanlarından faydalanmak konusunda da bugün yeterli düzenlemeler yapılmış değil. Ne var ki, belirsizliğin olduğu yerde mücadele, mücadelenin olduğu yerde de örgütlenme olur. Sonuç bu örgütlenme de sosyal yapılar doğuracak. Yeni bir kültür, bu kültür de sanatını ve eğlencesini oluşturacak. Bu bakımdan kent eğlenceli de olabilir.

Kent ile ilgili okumayı severim yalnız. Özellikle Paris, Londra, Newyork gibi metropoller hep karşıma çıkar kent incelemelerinde. Seyrek de olsa kimi zaman Chicago karşıma çıkar. Chicago en mimli şehirlerden bir tanesidir. Liberalizmin kalesidir. Özellikle kapital merkezli dünya toplumsal tezlerinin temelini burada atmıştır. Sadece toplumsal değil modern mimarinin bazı uygulamalarının temeli de bu kentte atılmıştır. Paris’in Baron Haussman’ı varsa Chicago’nun Milton Friedman’ı vardır. Modern anlamda kentsel dönüşümün meşrulaştığı şehirdir Chicago. Bu kitaptaki Felaket Bölgesi adlı öykü bu durumun öyküsüdür daha ziyade…

Ayrıca Jack Kerouac’ın kentidir Chicago. Bunun yanında önemli bir müzik şehridir. Caz, rock-n roll ve blues kentidir. Felaket Bölgesi kentsel dönüşümün yıkıcı sonuçlarını anlatırken bu yıkıntıların üzerinden yükselen ünlü cazcılar, bateristler ve saksafoncuları da müjdeler. Felaket Bölgesi’ni bitirdikten iki üç gün sonra bu yorumu yapıyorum ve şimdi neden bu öykü bir romana dönüşmesin diye düşünüyorum. Hoş Chicago Kıyıları baştan sona bir Chicago panoraması olabilir ama söz konusu öykü bunu tek başına daha iyi yapabiliyor. Gerçekten müzik, mimari, kapitalizm, direniş hepsi bir arada unutulmaz bir öykü.

Öykü kitabından daha ziyade bir öykü derlemesi kıvamında Chicago Kıyıları. Öykülerin benzemezliği kimi öyküler ne kadar iyi olursa olsun kitaba mesafeli durmanızı sağlıyor. Zaten kimi durum öyküleri fragman tadında. Ama bir de yine okurken müzik dinlemenize, örneğin benim bu yorumu yaparken yaptığım gibi Chopin dinlemenize vesile olabilecek bir öykü Kış Mevsiminde Chopin. Gerçekten dinlendirici bir tarzı var Chopin’in. Öykü özelinde de düşündüğümde “sen nelere kadirsin, Chopin diyesim geliyor. İnsanları yakınlaştırıyor, kalıcı dostluklar kurduruyorsun. Buzları eritip, aşık ettiriyorsun. Her şeyden önce iyi insan yapıyorsun…

Reklamlar