Tünel

Gölge Konuşuyor:

Aksiyon roman, aksiyon film tadında bir roman. Ama kendinizi akışa bırakmanız önünde engel var. Hikaye proje, inşaat, felaket, isyan, iflas ve yeniden doğuş evrelerinden geçiyor. Özellikle felaket ve isyan bölümleri aksiyonun bol olduğu bölümler.

Bir toplumsal gerçekçi roman gibi okunsa da kitap 1913 yılında yazıldığı için kullanılan yüksek teknoloji nedeniyle bilim-kurgu kategorisine sokulabilir. Bu kategorizasyon hastalığı ben dahil Batı felsefesinden beslenmiş her ölümlünün hastalığı. Tanıtım yazısında roman için mesela “fantastik” ifadesi kullanılmış. Ama benim için fantastik olmayan roman yoktur. Gerçekten bir kategoriye, bir kalıba sokulması zor bir roman.

Mesele atlantiği boydan boya geçecek bir tünel inşaatı. Hikayenin hem Avrupa hem de Amerika ayağı var. Her iki yakada neler oluyor ona bakıyoruz ama daha ziyade tüneldeyiz. Mac Allan hikayenin baş kahramanı. Zeki ve müteşebbis. Şimdilerin deyimiyle vizyonu ve misyonu olan biri yine de.  Ama onda eksikleri saymakla bitiremeyiz. Vicdanı var mı sorusunu sorabiliriz mesela. Bence var, ama az. Zaten felaketten sonra sadece icatını ve projesini düşündüğünü, işçileri durumu hakkında hiç aklına getirmediğini söylüyor. Kısa süre sonra da kıvırmaya başladığını görüyoruz. Adına hareket ettiği ve hissedarı olduğu konsiyorsiyumun işçilere ait olduğunu söylüyor isyan halindeyken. Tarih bilinci de yok onda. Mesela luddistleri (makine kırıcılarını) duyduğunu hiç sanmıyorum, o zaman çünkü işçilerin halini anlayabilirdi. O zaman işte o ödediği ağır kefareti ödemeyecekti. Belki hikayenin en aklıselim kişisi olan Mac’ın biricik eşi Maud yaşıyor olacaktı. Ama hikayenin vahşi kapitalisti Alman ile münasebetine baktığımızda onda yine de insanı bir şeyler var olduğunu söyleyebiliriz

Yorumda ekmek kavgasındakilerden çok bahsettik ama aslında hikayede figüran konumundalar. Daha ziyade Lady Chatterley’in Sevgilisi’ndeki gibi arka fonda gerilim unsuru olarak duruyorlar. Evet sınıf savaşı var ama sanki aşağıdakilerin makus kaderi hiç değişmeyecek gibi. İnşaata tekrar başlandığı romanın sonlarında işçiler tıpış tıpış çalışmaya gelirler.