Kurma Kız

Gölge Konuşuyor:

Roman artık insanlığın petrolünün kalmadığı bir çağda geçiyor. Yer ise, “Özgür İnsanlar Diyarı” olarak adlandırılan Tayland ve Tayland’ın “İlahi Varlıklar Kenti” olarak alandırılan başkenti Bangkok’tur.kurma 001

Petrol tükenince ister istemez benzinle, mazotla çalışan araçlar sahneden çekilmiş. Ticaret bakanı Akkarat halen limuzinle dolaşıyor ama bu limuzin kömürle çalışıyor. Demek ki kömür daha tükenmemiş. Bunun yanında insan taşımacılığı çekçeklerle yapılıyor daha çok. Megodontlar bu işe yarıyor ama, onlar daha ziyade yük taşıyorlar. Megodont ne? Ona geleceğiz. Faranglar ise daha ziyade zeplinler kullanıyor. Farang ne? Ona da geleceğiz.

Özellikle genetik teknolojilerinin ve yeni enerji elde etme yöntemlerinin geldiği nokta itibarıyla yeni bilimsel jargon oluşmuş, ama bu, yerel dili, yerel ifadeleri yok etmemiş. Mesela farang diyorlar Batılılara Taylandlılar, Emiko nam-ı diğer kurma kız Japon olmayan herkese gaijin diyor. Japonlar kendilerinden olmayan herkese gaijin dedikleri için bir Japon üretimi olan Emiko’nun herkese gaijin demesi normal.

İnsanlık yeni enerji üretim teknolojileri keşfetmiş, günümüzün yenilenebilir enerjilerinden neden bahsedilmiyor, orası belli değil. Bunun yanında bazı batılı şirketler yeni enerji üretim yöntemi ve yeni enerji depolama yöntemleri bulmuşlar. Belki bundan dolayı bizim zamanımızın teknolojilerine itibar etmiyorlar. Böyle daha çok para kazanacakları için söz konusu teknolojilere itibar etmiyorlar. Mesela kimyasal yöntemlerle organik malzemeden enerji üretiyorlar. Romanda algler kullanılarak enerji üretiliyor. Burgu-yay denilen bir sistemle de bu enerji depolanıyor.

Hem ulaşım, hem enerji, hem de kalori üretiminde yapay zekadan faydalanılıyor. Genetik teknolojini geldiği nokta hayret verici gerçekten. Gen-kırma yöntemleri sayesinde üretilen fil türevi megodontlar bir çok işte kullanılıyor. Kurma köpekler de insanların bir çok ufak tefek işlerini görüyor. Sadece eğlendirmek amaçlı üretilmiş Chesire kedileri de insanların hizmetinde. Sadece Chesire kedileri mi, kurma insanlar da var, romana adı vermiş olan kurma kız Emiko var. Tüm bu canlılar yapay zeka ile donatılmasına rağmen insanlığa itaat etmeye programlanmış, bu durum genlerine işlenmiştir. Emiko’nun trajedisi romanı gotik bir havaya sokuyor. Sürekli tecavüze uğruyor mesela. Canı acıyor, duyguları var ama o genetiğe işlenmiş kölelik galip geliyor. Neyse ki başka şeylere de programlanmış, onu sonradan öğreniyoruz. Koruma görevi de varmış mesela. Tayland krallığının çocuk yaştaki kraliçesini korumak mesela. Bunun yanında bu türlere örgütlenme hakkı da tanınıyor. Megodont sendikasının varlığı aynı zamanda Özgür İnsanlar Diyarı’nda hayvanlara da bazı haklar tanındığını göstermektedir.

Bunun yanında egzoz kokusunun olmaması nedeniyle daha temiz bir çevre koşulları oluşabilir düşüncesi oluşturabilir. Hiç de değil. Kötü üretim koşulları ortama kötü kokuların salınmasına neden oluyor. Megodontlar ve başka türlerin dışkısı da ortama tezek kokusu salıyor. Bunun için tezek beyinin büyük bir itibarı vardır İlahi Varlıklar Kenti’nde.

Aradan çok zaman geçmiş ve insanların beslenme biçimleri de değişmiş. Besin sıkıntısı mı başlamış, bilinmez ama yeni teknolojiler sayesinde birçok melez yiyecek üretilmiş. Bu teknolojiler sayesinde devasa paralar kazanan farang şirketleri olmuş. Bunun pek de hayırlı olmadığı çok sonra, romanın şimdisinde öğreniyoruz. Çünkü bu ürünlerde zamanla mutasyonlar oluşmuş. Bu da habbe pası, sbikoz çıbanı ve sibiskoz adı verilen yeni salgın hastalıklara neden olmuş. Tayland’ın birçok komşusu, Hindistan, Japonya ve Burma bu vebalardan telef olmuş.Bu vebalara karşı aşılama olmasına rağmen söz konusu virüslerin mutasyon geçirmeleri nedeniyle soruna çözüm bulunamıyor. İşte bundan dolayı açgözlü farang kalori şirketleri Tayland’ı mesken tutmakta.

Tayland ise önlemini almış. Doğal, organik üretimi canlı tutmuş. Ve bu ürünlerden oluşan muazzam depoları var. İşte bu depolar varken farangların iştahı kabarmış. İşte AgriGen adlı şirketin yöneticisi Andersen sürekli girişimlerde bulunuyor bu stokların anahtarı için. Depo anahtarı değil elinde biraz numune olsa da olur. Örneğin pazardan aldığı ngaw adlı habbe pası olmayan ürün gibi çeşitli ürünlere ihtiyaç duyuyor. Ne var ki, farangların istekleri insanlığı mevcut sefaletten kurtarmak değil, devasa karlar elde etmek.

Kandırılabilir mi Taylandlı. İhtimal var izlenimi veriyor. Çünkü romanda Caydi dışında insana güven veren ilkeli insan yok. Caydi, kraliçesi için çalışan eski bir muay tay güreşçisi komiser. Öyle bir hava, öyle bir ilişkiler ağı vardır ki Caydi’nin yaşama şansı yoktur. Ama Caydi korkusuzdur. Çünkü Taylandlılar ölüme inanmıyordur. Sadece reenkarne olacaktır. Bir kere kimse kimseye güvenmiyor bu alemde. Kraliçe naibi, ticaret bakanı ve generallere de ne kadar güveneceğinizi bilmiyorsunuz. Ama ülkelerini satıyorlar mı? Hayır. Rüşvet alıyor, kendi hesaplarına çalışıyorlar. Bizim ülkemizde vardır ya, “bunlar hırsız ama iş de yapıyorlar.  Önemli bir misyonu olan Çevre Bakanlığı’nın Beyaz Gömlekler adlı üyeleri de bu yozlaşma karşısında dik durmuyorlar. Hok Seng gibi bir tutunamayan Çinli’nin yarattığı kafa karışıklığı hepsinden beterdi. Güvenilmezdi ama yine de umut bağlanabilecek biriydi. Caydi’nin devamı gibi görünen Kanya’nın erdemli değiliz, Buda’nın sekiz aşamalı asil yolunu izlemiyoruz şeklindeki sitemleri bu açıdan önemli. Üstelik kente esin kaynağı olmuş Fra Süb gibi böyle pusulası olmayan ahlak yoksunlarına karşı gelmiş birinin tapınağı da hergün ziyaret ediliyor. Yine de böyle bir ortamda en güvenilir kişiler kurmalar oluyor. Doktor Gibbons söylemişti zaten biz insanlar da evrimleşmeliydik diğer türler gibi, belki o zaman daha asil öğretiler gibi görünen Grahamcı, Fransisken ve Buddist öğretilerinin sınırlarını çizdiği asil varlıklar olabilirdik. Yine de umut var. Emiko. Tek umudumuz o…

Dolu dolu  çevreci bir distopya ve bilimkurgu eseri olan Kurma Kız’ı günümüze eleştiriler yönelten çok kapsamlı bir çalışma da diyebiliriz. Beş farklı bakış açısı var diyoruz ama aslında bunu ikiye de indirebiliriz. Caydi ve Emiko’yu bir tarafa diğerlerini öbür tarafa…  Bir tarafta yaşamı savunan değerler, diğer tarafta kar hırsı ve güvende olma arzusunun neden olduğu onursuz bir hayat. Maalesef zaman ve mekan ne olursa olsun karşımızda bu iki seçenek olacak; adalet, eşitlik, özgürlük gibi evrensel değerler iktidar olana kadar.