Yaman Kadın

Gölge Konuşuyor:

Kitaba ulaşma çabası bile başlı başına bir maceraydı. Sigrid Undset’in Yaman Kadın diye bir romanı yok aslında. Aradığım Sigrid Undset’in kendi dilinde Fortaellingen om Viga-Ljot og Vigdis adlı önemli romanlarından biriydi oysa. İlk başta Türkçeye çevrilmediğini sanıyordum.  Bu 1922’de ilk defa yayınlanan romanın 1959’da çevrilen Yaman Kadın olduğunu yaptığı çapraz eşleştirme sonucunda anladım. Ama gelin görün ki Yaman Kadın’ı edindikten sonra ancak bu bilgiyi teyit edebildim tam olarak. Yine de zordu, çünkü romanın orjinal adı yazmıyordu hikaye başlamadan. Karakterler üzerinden eşleştirmeyi yapabildim… Bunun yanında okuma zorluğu da vardı minnacık puntolar yüzünden. Artı, çevirinin azizliğine de uğramış  olabilirim. Bazı böyle sırıtan yavan ifadelerden dolayı. Editöryal bir saçmalık da olmuş olabilir. Çünkü kitap sanki özet tadında. Derin boşluklar var yer yer sanki. Boşlukar var, ama bu okura bırakılan boşluklar gibi değil. Mesela karakter Norveç’ten İzlanda’ya geçiyor ancak yol hiç yok ve biz karakterin ilk eylemini de kaçırmış olarak varıyoruz İzlanda’ya. Ama her şeye rağmen olan bölümler çok güzeldi…

Ama yine de Fortaellingen om Viga-Ljot og Vigdis büyük bir roman. Tüm olumsuzluklara rağmen kendini belli ediyor. Hem bir çok türe dahil olabilecek bir roman. İster tarihi bir roman, ister bir aşk romanı, ister mitolojik bir roman, ister bir cinayet romanı, ister bir kadın romanı olarak okunabilir.

Aşkla ve nefretle bu derece örülmüş az roman vardır yeryüzünde. İzlandalı Ljot ile Norveçli Vigdis arasındaki çılgın macera aşkla ve nefretle örülü. Kana bulanan bir aşk. Her iki tarafın da zimmetinde leşler var. Çok eski bir hikaye bu tabi ki. Orta Çağ. Bugünkü modern Kuzey toplumları yok romanda. Daha gelenekçi bir yapı var. Çiftlerin evlenmesi için başkalarının rızası da gerekiyor. İki karakter de aslında birbirlerinin duygularından hiçbir zaman emin olamıyor aslında. Onları izleyen bir başkası durumu daha iyi kavramakta dolayısıyla. Ama gayrı-meşru oğlan Ulvar annesi Vigdis’e yıllar sonra “Onu seviyor muydun?” diye sorduğunda Vigdis’in “Sevmemiş olsaydım ondan bu kadar nefret etmezdim.” sözleri tutku derecesindeki duyguların şiddetini belgeliyor.

Bir Viking savaşçısı Gunnar’ın kızı olan Vigdis’in de, çetin koşullarda mücadele etmiş bir köylü olan Ljot’un sert karakterli olması anlaşılır bir şey bence. Ljot’un Vigdis’i baştan çıkardığı tezi ne kadar doğruydu emin olamadım ama bu ilişki de iki tarafın da tutarsızlıkları vardı. Tutarsızlık değildir belki de engeller belirlemiştir bu tutarsızlık olarak algıladığımız durumları. Ya da üçüncü kişilerin belirleyiciliklerinin işin içine girmesidir belki de…