İnci Sokağı

Gölge Konuşuyor:

Şibumi’yi büyük bir zevkle okumuş okur belki Trevanian’ın bu kitabında hayal kırıklığı yaşayabilir… Benim için fakat tam tersi bir durum söz konusu.  Ben, inci sokağıTrevenian’ın edebiyatçı kimliğini İnci Sokağı’yla anlamış oldum… Zira Şibumi her ne kadar CİA karşıtlığının yanı sıra, olay merkezli ve sürükleyici bir kitap olsa da bana soğuk ve duygusuz gelmişti… İnci Sokağı ne aksiyon-polisiye türüne ait,  ne de yenilikçi-postmodern tekniklerini kullanmış.  Proust ve Woolf gibi yazarların kullandığı bilinç akışı tekniğinden de uzak durulmuş. İnci sokağı tamamen çizgisel ilerliyor; biraz London, biraz Steinbeck, biraz Hemingway tarzı…

İnci Sokağı Newyork’un Albany yöresinin aynı adlı sokağında geçmekte… Sokakta  İrlandalılar çoğunlukta… İşçi İrlandalılar… Dönemin Amerika’sında İrlandalı demek işçi demekti… Türkiye’de Kürt, Almanya’da Türk, Fransa’da Cezayirli aynı eşitliğe sahip olduğu gibi… Yalnız romanın kahramanı Luke ve ailesi İrlandalı değil, Fransız-Kızılderili karması bir aile… Roman, bir çocuğun, yani Luke’un otuzların sonu ile kırkların başı gibi; yoksulluğun, faşizmin, savaşın yaşandığı  kara bir dönemdeki hikayesi.  Sekiz-on senelik bir zaman dilimine nakşedilen Luke’un hikayesi, yukarıda saydığım sorunların nispeten daha az yaşandığı bir coğrafyada geçmesi,  az da olsa insanlarda bir kaygıya neden olmakta…

Eğitim diliyle Luke kendini ‘yapılandırırken’,  Bayan Cox gibi sıradışı demokrat bir öğretmen, Bay Kane gibi kapital merkezli dünyanın siyasi manevralarının ardındaki gerçek niyetleri çözmekte başarılı bir yahudi esnaf ve Ben gibi becerikli ve iyi niyetli bir kovboy ile kurduğu ilişki onun kişiliğini etkiler…  Luke’un babasız büyümesinden kaynaklanan duygusal boşluk bu kişilerle kurduğu ilişkiye temel oluşturmakta, bu temelin üzerinden şekillenmekte ve doğal olarak Luke’taki dönüşüm sancılı olmakta. Ben sonradan Luke’un annesiyle evlenerek baba rolüne bürünür zaten… Ancak annenin geçimsizliği ve uzlaşmaz tavrı ile, Luke ve kardeşlerinin uyumsuzluğu Ben’i mutsuz eder ve yine aile dağılmanın eşiğine gelir… Çoğu zaman karanlıkta, bazen de pencere kenarında  dinlenen radyo ve sinema; Clark Cable, Bette Davis, Joan Crawford, Errol Flynn gibi ikonlar Luke’un hayal ve düşünce dünyasında büyük yer kaplar aynı zamanda…

Bir betimleme (Kitaptan rasgele seçilmiş bir alıntı):tara0012tara0013