Dünyanın Leşleri

...dünyanın leşleri dünyada gömülmeli, hastalıklar öbür dünyaya havale edilmemeli. (Suat Duman)

Gölge Konuşuyor:

Tartışmasız Dünyanın Leşleri Suat Duman’ın en iyi kitabı. Bu fark kullanılan dilin özgünlüğünden kaynaklanıyor. Hikayeyi romanın suça bulaşmış ana kahramanı naklediyor, böylesi daha gerçekçi, daha ikna edici. Diğerleri de böyle miydi hatırlamıyorum ama burada seçilen dil ve kelimeler de alemin içinden.

Suça bulaşmış biri anlatıyor hikayeyi dedik. Tekinsiz biri. Öfkeli aynı  zamanda. Öfkesinin hattı hesabı yok. Öfkesinin nedeni yukarıda alıntıladığımız istek olabilir. Ant içmiş bizimkisi, hesabını soracak. Racon yerine gelmeli, yoksa yara derinleşecek hastalığa dönüşecek…

Son dönem Türk edebiyatında polisiyeye yeni bir form verme arayışları devam ediyor. Özellikle polisiyeye mizah takviyesi yapmak benim nazarımda olumlu bir girişim. Emrah Serbes, İsmail Güzelsoy, Algan Sezgintüredi, Murat Menteş bunun iyi örneklerini verdi. Suat Duman’ın romanları bu tarzdan uzak olsa da bir tarz arayışı var. İlk iki romanı saf polisiye romanı tarzındaydı. Bu roman ise daha ziyade kara polisiye ya da yeraltı romanı diyeceğimiz tarza giriyor. Çünkü kolluk güçleri değil suç dünyası ve oradaki hesaplaşmalar var. Aynen Baba romanlarında olduğu gibi bu alemin de kendine göre kuralları, kaideleri var yazılı olmasa da. Aykırı davranana öbür dünya bile haram. Böylesine bir öfke var onlara karşı. Hele ihanet etmişse siz düşünün….

Suat Duman romanları her ne kadar roman formatında yazılmış olsa da sinemaya göz kırpan tarzda. Mesela bu roman bana Nicholas Cage’in başrolünde olduğu 8 mm adlı filmi hatırlattı. Bunun yanında  Suat Duman neden çoğu polisiyecinin yaptığı gibi bir dizi karakter yaratmıyor, bekliyor anlamıyorum.Belki böyle yaparsa sesini daha fazla duyuracak.