Dönüşüm Hastanesi

Gölge Konuşuyor;

Kapak tasarımına baktıktan sonra, Stanislaw Lem’i de bilim-kurgu yazarı olarak biliyorsak, bu metnin bir bilim-kurgu romanı olduğu fikri gayet normal. Ama bu konu tartışmalı. Neyse bunun bir yeryüzü bilim-kurgusu olduğunu söyleyip konuyu kapatabiliriz;  bu roman da birçok roman gibi bilimsel unsurlar içeriyor çünkü. Konuşmayı da uzatmak istemiyorum zaten; tanıtım metni yeterince bilgilendirici, ayrıca daha önce Stanislaw Lem’le ilgili yaptığım bir yorumu da iliştiriyorum sayfaya…

Bir iki cümleyle roman; büyük bölümü bir akıl hastanesinde geçiyor, bir şairin hastaneyi kendine mesken tutması ilginçlik katıyor, ayrıca 8-10 sayfa süren bir beyin ameliyatı da ‘gerilim romanı’ denilen türden hazzetmeyen bendenizin hatırı sayılır miktarda adrenalin salgılamasına neden oldu…

Tanıtım Bülteni;

Dönüşüm Hastahanesi, Stanislaw Lem’in kimliğini “ele veren” bir kitap. Ünlü yazarın otobiyografik ögeler taşıyan bu ilk romanı İkinci Dünya Savaşı ertesinde, 1948’de yayımlandı. Savaşı, iktidarı, ahlâkı, insanlığı ve medeniyeti sorguladığı Dönüşüm Hastanesi, onun yabancısı olmadığı bir dünyayı anlatıyor. Almanlar ülkesini işgal ettiğinde Lem 18 yaşındaydı ve tıp eğitimi görüyordu. Savaş nedeniyle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı; bir süre araba tamircisi ve kaynakçı olarak çalışıp hayatını idame ettirdi.
Olay bir hastanede geçer. Ülkesi işgal altında, gelecek konusunda endişeli ve ailesinden ayrı düşen genç bir doktor taşradaki bir akıl hastanesinde göreve başlar. Hekimler akıl sağlıklarını korumak için pencerelerini dış dünyaya kapamış, kendilerini mesleklerine ve soyut felsefi tartışmalara vermişlerdir. Ancak tüm çabalarına rağmen, dünyanın kötülüklerinden ve hayatın çelişkilerinden kendilerini koruyamazlar. “İçeride” yaşananların “dışarıda” yaşananlardan bir farkı yoktur. Dönüşüm Hastanesi, Lem’in bibliyografyasında hakettiği şöhreti yakalayamayan, ama bu usta yazara ve yazma serüvenin çıkış noktasına ilişkin ilginç ipuçları veren, önemli bir kitap.

Stanislaw Lem;

Lem bir bilim-kurgu yazarı olarak literatürlere adını yazdırmıştır; kendisi bu tanımlamadan hoşlanmamış olsa da. Bence de Lem’i sadece bir bilim-kurgu yazarı olarak zikretmek eksik olur. İyi bir bilim-kurgu eseri nin yolu deneysel edebiyat, felsefe ve distopya ile kesişir. Bilm-kurguya eşlik eden bu üç türü de Lem’in kitaplarında bulmak mümkün, bunlara ek olarak Ölümlü Makinalar kitabında masalsı ve fantastik öğeler de katmıştır.
Dönüşüm Hastanesi dışında Türkçedeki tüm kitaplarını okuyan biri olarak Lem’in görece vasat sayılabilecek Solaris adlı romanının (çevrilmiş filmlerinden dolayı )öne çıkması Lem’in değerinin yeterince anlaşılmasına engel olduğu düşüncesindeyim.
Özellikle Yıldızlardan Dönüş, Küvette Bulunan Günce, Kör Talih, Dünyada Barış adlı romanları benim en beğendiğim Lem kitapları oldu . (an itibarıyla 3 Temmuz 2010’da yapmışım bu yorumu.)

Kitabın Sayfalarından;

Karanlık üstlerini örttü. Saman yumuşak battaniyenin altında hışırdadı ve kadın adama zevk verdi, ama alışılagelmiş şekilde değil. Kadın her an kendisini ve adamı kontrol ediyordu. Daha sonra adam, tükenmiş bir halde, kadının güzel vücudunu hiçbir şehvet hissi duymaksızın, ama umutsuzluğun bütün gücüyle kollarında tutarken, onun göğsünde ağladı. Adam sakinleştiği zaman, kadının sırt üstü, kendisinden biraz daha yüksek bir yerde yattığını gördü, kadının yüzü tükenmekte olan ışıkta çok sakindi. Adam ona kendisini sevip sevmediğini  sormaya cesaret edemedi. İnsanın kendisini, bir yabancıya son parça ekmeğini verir gibi vermesi aşktan da öte bir şeydi. Birden adamın aklına kadın hakkında hiçbir şey bilmediği geldi,ilk adını bile hatırlamıyordu.

“Dinle,” diye fısıldadı adam, yavaşça.

Ne var ki, kadın elinin yumuşak, ama kararlı bir hareketiyle onun ağzını örttü, sonra battaniyenin kenarını eline aldı ve hafifçe yanağından öperek, adamın gözyaşlarını sildi.

O zaman adamın merakı bile kayboldu ve yabancı kadın kollarında, bir an için, kendini doğum anındaki gibi boş ve lekesiz hissetti.