Tamiris’in Gecesuçları

Kitabın Sayfalarından:

Erkek kadının coşkusuna nedense kayıtsız, içinde giderek büyüyen öfkeyi dinledi. Duvarda işleyen saate, aradığı sözleri zihninden bulup çıkarmasını engelleyen delikanlıya, meydandan çıkıp uzaklaşan yollara, her şeye… Bir daha ele geçirilmeyecek dakikaları suskunlukla dolduran çekingenliğine, miskinliğine kızdı. Kendine… Kadına… Sert bir sesle garson kızı çağırıp cin tonik istedi. Kadının bir eli uzandı çantasının içine. Ne aradığını unutmuş, aceleyle dolaştı el. Erkek, orada bulup çıkaracağı şeyi bekledi. Bir işaret, bir anlam, bir yanıt olacaktı sanki. Akşam güneşinin çekilirken bıraktığı ışıkta, anahtarları seçip aldı kadın. Yerinden hemen kalkacak, yollara düşecek, evine gidecekmiş gibi. Ama çantaya tekrar bırakıldı anahtarlar. Uzayıp giden fermuar sesini sıkıntıyla dinledi erkek. (sf.23)

Gölge Konuşuyor:

Aşk ve duygular böyle yaşanıyor ama böyle ifade edilmiyor. Sözcükler kullanılıyor ama maalesef sözcükler duyguların ağırlığını taşıyacak güçte değiller. Yazı olmasaydı bizde böyle yaşandığını bilmeyecektik. Ya da tüm yaşananlara şahitlik eden kör bilici Tamiris’in sözcükleri olmasaydı bilmeyecektik. Ben de anlatamazdım nasıl yaşandığını. Yukarıdaki alıntıyı da imdadıma yetişmesi için çağırdım.

Öyküler boyunca bu sıkıntı var. İfade olmadı mı ve bir daha aynı fırsatı yakalayamamanın sıkıntısı oldu mu derin bir sessizliğe ve yalnızlığa gömülüyorsunuz. “İnsanın derin bir yalnızlığı duyumsadığı durumlar vardır. Başka insanlarının varlığının, hatta kalabalık içinde olmanın bile bile azaltıp yok edemediği kimsesizlik anları… Bunalmış gibi, ama daha yoğun, daha çaresiz, kendi içindeki ıssız boşluğa gömüldüğü… Zamanı yok sayan, sıkıntıyı sonsuzla çarparak çoğaltan, boğuntu anları…” (sf.75)  Zaman ve mekan tabi ki bu ruh haline uygun tasarlanmıştır; gece, otoban, yürüme, ışıklar, geçmiş, hiçlik… Genelde seçimlerimiz ve yaşanmışlık ya da yaşanmamışlıklar üzerine düşününce melankoliye kapı açılmış olur…

Aşk en az  üç kişiliktir. Şu an  bir sevgili varsa. Buna İkinci diyelim. Bu aşk Birinci ile yaşananların bıraktığı izlerle kıyaslanarak yaşanır. Dolayısıyla aşk bir ya da iki kişiyle anılmayacak kadar geniştir. Aşk ölümlü dünyada değişip yenilenen bir şey değil, bir dejeavu etkisi vardır. Aynı suda tekrar tekrar yıkanma söz konusudur. Yusuf ve Züleyhalar değişse de, Noralar yerini başka Noralara bıraksa da aşk mefhumu yerinde sayar.  Üç kişilik dedik ama bu bir aldatılmışlık duygusnu da beraberinde taşır. Üçüncü kişi ile başlayan aldatılmışlık duygusu anca dördüncü kişinin belirmesiyle ortadan kalkar.