Kızıl Kahkaha

Gölge Konuşuyor:

Mevzuyu anlatırken ikircikli ifadelere sıkça başvurabilirim, ama mecburum. Anlatılabilir bir şey bu ancak karşı tarafın bunu tam olarak, yani hatipin anlattığı kadar anlayabilmiş mi dinleyen? Savaş gerçekten görmeyenler ve yaşamayanlar için kavranması zor bir şey. Bazı istisnai örnekler hariç tüm anlatılarda savaş bir macera ve aksiyon hikayesi olarak anlatılır.  Bizim toplumumuz gibi savaşı sadece kitaplardan öğrenmiş biri için de bu olgunun açıklanması epey zor

Savaştaki vahşetin ve dehşet duygusunun verildiğini, verilmeye çalışıldığını birkaç özel ve ayrıksı eser dışında hatırlamıyorum. Zararları olsa da savaşı meşru kılan hatta meşru müdafa da olsa genelde kayıpları üzerinde durulmaz. Durulsa bile kaybedilme biçimi üzerinde durulmaz, nasıl kaybedildiği konu bile yapılmaz. Bu durumda savaş o “yüce amaç” uğruna yapılan haklı bir faaliyet olarak görülür.

Oysa bir kişiyi öldürdüğünde insanlar suçlu ilan edilir ve cezalandırılır. Ama savaşın neden olduğu toplu kıyım meşru görülür devletlerin nazarında. Mağdur tarafın ya da taraflardan birinin barış girişimleri ise çoğunlukla “teröre destek” ya da haklı davaya gölge düşürmek olarak damgalanır. Günah keçisi diyordu Rene Girard buna Günah Keçisi adlı kitabında. Kendi günahlarını böyle gizleyecek ya da üstünü örterek insanların gözünde meşru kılmak.

Kendimi biraz daha şanslı hissediyorum, şans denirse buna. Çünkü bu ayrıksı ve özel eserlerden birkaçını okudum çünkü. Birkaç da savaş karşıtı film izledim. Konumuz edebiyat olduğu için aklıma ilk gelen Dalton Trumbo’nun Johnny Silahını Kaptı oldu. Böll romanları belki cephe gerisini daha çok işliyor ama yıkımı tüm haliyle veriyor. Remarque’nin bu işin ustalarından olduğu söylenir ama ben okumadım. Neyse aklıma geldikçe türün başka örnekleri, buraya eklerim.

Gelelim Kızıl Kahkaha’ya. Aslında bundan önce söylediklerimizin tamamı kitap ile ilgili. Rusların Mançurya ile yapılan savaşta, tarihler 1904’ü gösterirken Dünya sahnesinin en zalim topluluğu olan Japonlar tarafından nasıl sinek gibi avlandığının ayrıntılarını veriyor bu küçük kitap. Cesetler sayılırken bir noktada kesilir çünkü o kadar çokmuş ki. Ama asıl vahşet, asıl dehşet, asıl trajedi cephedeyken ve söz konusu cesetler arasında ilerlerken ve bu cesetlerden oluşan barikatı açmak için çaba gösterirken ya da can çekişip ölenleri görürken ve üstüne bir de halen bombalar yağıyorkenki halin. Cephe gerisinde yaralı var mı diye soranlara cepheden dönenlerin, var ama deliren daha çok, demesi son tahlilde söylenenlerle ilgilidir.

“Kızıl kahkaha” buradaki hali anlamak isteyene  bir nebze yardımcı olabilecek bir tanımlama. Ortalık kan revan içindeyken olduğu yerde delirip kahkaha atanlar oluyormuş. Aklımın ve hayalimin kavrayabildiği ve hayal edebildiği şekilde böyle bir durumu elimden geldiğince anlamaya ve tahayyül etmeye çalışıyorum. Bunu tam anlamamış olsam bile savaşsever bir toplumun efradı olarak savaşın haklı bir gerekçesi olamaz.