Tarçın ve Barut

Gölge Konuşuyor:

Nefis bir roman. “Nefis” kelimesini mecazi anlamda kullanmıyorum ne var ki. Kelimeyi romandaki mutfak sekanslarından dolayı sarfediyorum. Yapılan yemeklerin kokusu gemi  mutfağından güvertesine oradan da tüm okyanusa yayılıyordu. Owen Wedgwood sıra yemek bahislerine gelince sanki hikayesini başka türlü anlatıyordu.

“Elbette bir tiran ve bir suçluydu ama yemek yediğinde onda ışık saçan bir hayat, derin bir açlık ve neredeyse her anına yansıyan bir dindarlık görüyordum. Lokmalarını yutarken burun delikleri koşan bir atınkiler gibi genişliyordu, bununla birlikte açlığı sofistikeydi. Geçmişte hizmet ettiği leydiler, salata çatalını nasıl tutacaklarını, son moda üzerine konuşmayı biliyorlardı ama damakları kördü. Mabbot her yemeği, Musa’nın adamlarının süt ve bal ülkesini talep ettikleri gibi talep ediyordu.” (sf. 158)

Korsanlar kraliçesi Çılgın Hannah Mabbot ve onun açlığı en güzel böyle anlatılabilirdi. Satranç tahtası gibiydi ikisinin aşçı ve korsanın arenası. Muhabbetleri ve polemiklerinde hiç tansiyon düşmüyordu. Ne var ki Wedgwood’un mutfak dışında herhangi aksiyonu yoktu bu çok aksiyonlu romanda. Sürüklenebilirdi ancak. Bu da oluyor. Roman boyunca onun maruz kaldıkları ile başbaşayız: Gemiden düşmesi, gemiden atılması, zincirlenmesi, bir bacağından olması…  Mutfak becerisini de küçümsemeyelim, çünkü bu becerisi olmasaydı hayatta kalamayacaktı.

Alıntı romanın ortalarına doğru sarfedilmiş sözler. Biz de olup bitenleri Wedgwood’un gözünden gördüğümüz için Mabbot ile ilgili söylenenleri teyit ediyoruz. Onun zalimliğini Wedgwood’un efendisini hunharca katlettiği romanın ilk sayfalarında şahit oluyoruz. Evet Mabbot bir suçlu ama bunun evveliyatı da var.

Takvimler 1819 Ağustos’u gösteriyor. Beş aylık bir macerayla denizlerde Owen Wedgwood. Roman bir kovalamaca hikayesi, açık denizde Mabbot’u kovalayan resmi görevli Laroche ve Mabbot’un kovaladığı hırsız Brass Fox var. Mabbot sömürge gemilerini soyarken Brass, Mabbot’u soyuyor. Şöyle diyebiliriz her halükarda hırsız hırsızı soyuyor. En büyük hırsız kimse en suçlu olandır bu durumda. Romanın başlığındaki tarçın ilk başta işin mutfak kısmını sembolize diyor gibi görünse de, sömürgeleştirilmiş bir ürün olarak da karşılık bulabilir tarçın