Poyraza Çare

Gölge Konuşuyor:

Bundan yüz-yüzelli yıl önce icat edildiğinde kimileri karşı çıkmış telgrafa yüz yüze iletişimi öldürür diye. Bugün iletişim sorunlarımızı tartışırken bunda telgrafın payı var mı yok mu pek önemli olmayan bir ayrıntı artık. Ama David Harvey’in zaman mekan sıkışması dediği, karşı komşumuzu tanımıyorken Avustralya’dan önceden yüzünü göremediğiz biriyle arakadaş olabiliyoruz internet ve sosyal medya aracılığıyla. Dönemsel olarak iletişim-iletişimsizlik, ilişki-ilişkisizlik diyalektik olarak hep değişmekte, yaşadığımız çağ beklenmedik yeni sorunları karşımıza çıkarmakta. Emmi ve Leo’nun hikayesi gibi.

Emmi ve Leo birbirlerini hiç görmemelerine rağmen birbirlerine aşık bir çift. Zaten ilişkileri olan ikili kazara bir yanlış mail aracılığıyla bağlantı kurarlar birbirleriyle. Daniel Glattauer romanını sosyal medyanın o derece hayatımıza girmediği 2006’da yayımlanıyor. Bu bakımdan taraflar mail ile idare ediyor, yani birbirlerine mektup yazıyorlar. Roman baştan sona mektuplardan oluşuyor.

İlk başta birbirlerine kibar davranan taraflar zamanla birbirlerine küçük küçük oyunlar oynayıp kur yaparlar. En sonunda olay bir aşk hikayesine dönüşür. Bizler de sayfaları birer birer çevirirken ikna edildiğimiz gibi sürecin nasıl devam edeceği konusunda merakla bekleriz. İnsan hiç görmediği birine aşık olamaz tezini de çürütüyor bu haliyle. Aşkın binbir türünden birine şahit oluyoruz. Yüzyüze temasın olmadığı, dolayısıyla dokunmanın ve seksin olmadığı bir aşk. Böyle bir aşk mümkün o halde.

Buluşma isteğinin barındırdığı riski alıp almayacakları konusu sonlara doğru tartışma konusu. Beklenmedik bir şekilde olaya aracılık edecek bir üçüncü kişi bile devreye girecektir. Aşka saygılarından mıdır, riski alamadıklarından mıdır bilinmez kararsızlıkları buluşmanın önündeki en büyük engel. Üstelik birbirlerine daha çok açıldıkları, yaşlarını, fiziksel görnünümlerini ve medeni hallerini birbirine  söyledikleri bir ortamda bizler de artık kaçınılmaz sonun yaklaştığına inanmaya başlarız…

İlişkisizlik demeyelim ama modern dünya insanının arzularını çeşitlendirmeyi, yasağın cazibesine karşı koyamamayı ve fantezi dünyası inşa etme gibi beklentilerinin dillendirildiği sıradışı bir roman Poyraza Çare. Romanda poyraz metaforuyla anlatılan bu duruma çare aramanın da risklerinin fazla olduğu da ortada.