Yeni Kapitalizmin Kültürü

Gölge Konuşuyor:

Karakter Aşınması ile işin kişilik üzerine etkilerini incelemişti Richard Sennett “etnograf” kimliğiyle. Yeni Kapitalizm Kültürü de benzer konuları  işlemiş. Sennett “yeni” diyor ama öncesinde biraz eskiye gidiyor. tara0017Bismarck’ın uyguladığı, Max Weber’in kuramlaştırdığı askeri bürokratik yapıdan hikayeyi başlatıyor.  Weber’in tezi,  işbölümü ve buna bağlı toplumsal hiyerarşi nedeniyle verimlilik ve rakabeti farklılaştırmıştır. Bu sayede liberalizme de bir ayar yapılmıştır kişisel özgürlükler daraltılarak.

Weber’in “demir kafes” benzetmesindeki ruha örnek olarak 93’e kadarki İBM çalışanlarını örnek veriyor. Gerçekten İBM çalışanları paternalist bir ordu gibi davranmış.

Demir kafesin son kalesi İBM’in düşüşüyle beraber demir kafes önemini tamamen yitirdi. Özellikle üç neden; yönetici sermayenin hissedar sermayesiyle ikame edilmesi, finans piyasasındaki kısa vadeli kar isteği ile iletişim ve imalattaki yeni teknolojiler sistemi tamamen revize etmiştir. İsthdam ve çalışma koşulları bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Devletin sosyal politikalar alanındaki rolü azalınca da çalışanlar için güvencesizlik riski başgöstermiştir.

Özellikle esnek üretim dediğimiz, kısa süreli iş akitleri, taşeronlaşma gibi uygulamalar yere ve zamana göre iş güvencesini tamamen ya da kısmen ortadan kaldırmıştır.  Sennett’a göre yeni istihdam politikalarının tek olumlu yönü kişiyi Refah Devleti’nden baki kalan “bağımlılık korkusu”ndan kurtarmasıdır.

Sennet esnek çalışma biçiminin çalışma prensibini ise MP3’e benzetir. MP3’ün yüklenmiş parçaları belirli zamanda belirsiz bir sırayla çalmasına benzetiyor esnek çalışmayı.

Sennett, Karakter Aşınması’nı ve buradaki alan çalışmasını referans alarak, esnek yapının kişilik üzerindeki olumsuz etkilerini incelememiş. Joel Kovel risk altında yaşayan insanları örnek göstererek kimsenin uçurumun kenarında yaşamaya gönüllü olmadığı tezine Sennet da destek verir. Bu durumun iş verimliliği üzerinde de olumsuz etkileri olmuştur.  Sonuçta kurumsal sadakatın azalması, işçiler arasında enformel güvenin azalması ve kurumsal bilginin zayıflaması iş verimliliğini şu ya da bu şekilde zayıflatmıştır.

Sennett’ın üzerinde durduğu konulardan biri de “işe yaramazlık kabusu” denilen kişinin özgüvenini zedeleyen ruh halidir. Bunun nedenleri arasında ise , emek arzının fazlalaşması,, teknolojik dönüşümler ve yaşlanma olarak gösterilmiş.

Weberyen dönemden kalan meritokrasi denilen liyakata dayalı istihdam politikalarının da günümüzde işin suyunu çıkardığını söyler.. Bu durum günümüzde organizasyonun herhangi bir aşamasında işçiler arasındaki eleminasyona yaramıştır.

Sennett neo taylorizm denilen bu esnek istihdam politikalarının yarattığı güvensiz ve niteliksiz işgücüne karşı zanaatkar denilen, işi hobi gibi yapan ve dik duruş sergileyen üretici tipini model olarak göstermişti.

Sennett’ın kitabı 2006’da ilk baskısını yapmış ABD’de de. Çalışmanın tamamı gelişmiş ülkelerdeki iş ve istihdam politikaları üzerinde durmuş. Sennett neden emek göçü ve sermaye göçü üzerinde durmamamış anlamadım. Bugün keynesyen politikaların tekrar tartışıldığı ve neo-keynesyen politikalar adını aldığı bir ortamda Polanyi’nin sarkacı da sık sık zikredilmekte.