Meleğin Çürüyüşü : Bereket Denizi 4

Gölge Konuşuyor:

Irmak roman türünün dev eserinin dördüncü ve sonuncu romanı da böylece okunmuş oldu. Dört romanın da ikinci adamı Honda’nın altmış yılına şahit olurken, bir ülkenin, Japonya’nın da aynı süreç zarfındaki gayrı-resmi tarihine şahit olduk. Doğal olarak buradaki yorum dördüncü kitabından ziyade dizinin yorumu olacak.

Tüm olayların gerçekleştiği 1911-1974 yılları arası Japonya tarihi ve Japon modernleşmesinin de önemli bir dönemi. Tarihsel olaylara girmeyeceğiz ama onların yansımalarını Honda ve her kitap için öne çıkan karakterler üzerinden anlatacağız: Honda’nın ve Japonya’nın söz konusu yıllar aralığındaki yaşam örüntülerinin ne anlama geldiği üzerinde duracağız. Ama tekerrür durumuna Karatani’yi okuduktan sonra yeniden döneceğiz.

Batı determinizminin bir benzeri karma felsefesi sayesinde her macerası bir yeniden doğuş (samsara) hikayesine dönüşen her bir romanda karakterler ve durumlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları keşfedeceğiz. Kiyoaki, İsao, Ying Çan ve Toru dönemin öne çıkan karakterleri gibi görünse de, Mişima’nın her macerada ısrarlı bir şekilde ifade ettiği gibi zamanın merkezindeki kişi Honda’dır. Öne öıkan karakterlerin romantizmi en önemli zayıflıkları. Karşı tez geliştirmemiş olmaları da sonları olmuş.

Honda’nın da lekeler sayesinde sezdiği, reenkarne olduğunu düşündüğü son kişisi de bu romandaki Toru olmuştur. Toru’da sanırım dönemin ikliminden etkilenmiş, ne var ki, bunu yeterince kavrayabilecek kuşbakışı bir konum alamamıştır. Toru zorlamadır. Honda bunu anlamıştır. Gerçekten insanın zamanda kapalı kalması, mağara benzetmesindeki gibi gördüklerinin sadece gölgeler olduğunu bilmemeleri sadece Japonya’nın değil tüm modern insanın bir engelidir.

Bu engeli en iyi gören Mişima’da birçoğumuzu kızdıracak bir duruşu da söz konusu. Tüm dünya görüşlerine mesafeli olan Mişima şüphesiz ki Japon edebiyatının en önemli kişisi. Japon edebiyatı öncelikle Mişima. Zaman zaman bilgilendirici metinlerin sıkıcılığına dönmüş olması Mişima’nın Honda üzerinden yakaladığı ruhu insanlığa göstermek istemesindendir….