Alıklar Birliği

Gölge Konuşuyor:

İgnatius J. Reilly ile tanıştığıma memnun oldum gerçekten. Böyle kafa dengi bir karakter ile geç tanıştığım için hayıflanıyorum şimdi. Eğlenceli ve komik biri. Ona karakter ya da kahraman demek de zor geliyor. Bir insan o. İyi özellikleri olduğu gibi kötü özellikleri var. Bu anlamda kahraman-antikahraman ayrımını da geçersiz kılıyor. Bana çok gerçekçi ve çok inandırıcı geldi. Bundan dolayı etkilendim ondan. Bazen inanılmaz bir enerjiye sahip tara0008oluyor, bazen miskinleşebiliyor; bazen olgun bir insan görünümü veriyor, bazen de saçmalıyor; bazen inançlı bazen de inançsız.

Otuz yaşındaki bu şişman ve bıyıklı insan içinde bulunduğu topluma eleştirel gözle bakıyor. Aynı zaman da sisteme. Romanda gerçekten tüm izlediğimiz Amerikan filmlerindekinden farklı olarak oldukça gerçekçi ve oldukça inandırıcı bir Amerikan toplumu profili var. İşte böyle bir yapıda İgnatius ayakta kalmaya çalışıyor. Ne var ki, İgnatius zihniyetindeki insanlar uzun süre bir işte çalışma yeteneğine sahip değiller. Bundan dolayı çoğu zaman işsiz kalıyor İgnatius.

İgantius’un ayrıksı bir dünya görüşü var. Ortaçağ filozoflarından Boethius’un etkisi altında ve onun önemli eseri Felsefenin Tesellisi’nin. Boethius’un özgür irade ve adaletsizlik ile görüşlerinin etkisi altındadır.  Ona göre modernizm Avrupa uygarlığını bitirmiştir. Mesela Aydınlanma’yı, tüccar ve şarlatan takımının yaptıkları gizli antlaşmalara verdiği ad olarak tanımlıyor.

Kendini işçi olarak tanımlıyor. Asla bir orta sınıf beyaz yakalı olmayacağını söylüyor. Levy pantolonları’ndaki işinden bu görüşleri ile bu görüşler sebebiyle oradaki işçileri ayaaklandırması nedeniyle kovulmuştur.

Romanın en komik bölümleri ise İgnatius ile annesinin diyaloglarıdır. Bu aykırı görünümü nedeniyle İgantius, komünist (romanda komonis) damgası yiyor. Bayan Reilly’ye bu tanımlama arkadaşı Santa Bataglia’nın söylenmeleriyle inandırıcı geliyor. Ama bu komonis lafı ve komonis suçlaması da Amerikan toplumunun cahilliğini ortaya koyuyor. Çünkü bu kelimeler içi boş bir şekilde küfür anlamında kullanılıyor. Size önerim romanı en azından Amerika toplumunu tanımak için okuyun.

İgantius ne kadar yaramaz ise zenci Jones ise bir o kadar uysaldır. Romandaki Neşeli Gece adlı gece kulübünün sahibi emir vermekten başka bir iş yapmayan Nazi görünümlü Lana Lee’nin bütün aşağılanmalarına tepki göstermez. İgantius bir zencinin işten kovulmayı dert etmeyeceğinii söylüyor. Bu anlamda İgnatius ile Jones rolleri değiştirmiş gibidir.

Romanın belki de en Amerikanvari tarafı Levy pantolonları’na yapılan tezgahı İgnatius’un ortaya çıkarmasıdır. Levy’nin seksen küsür yaşındaki elli yıldır çalışan personeli Bayan Trixie’de romana renk katanlardan…

Son olarak Püren Özgören’in bozuk bir İngilizce’yi bozuk bir Türkçe ile ikame etmesini de başarılı buldum. Bu anlamda kitabın çevirmeni de tebriği hakkediyor…