Küçük Hippias

Gölge Konuşuyor:

Hippias’ın bir sofist olduğunu duyunca hemen bir espri yaptım: Bu iş mahkemede biter. Espri bir yana, Sokrates’in sofistlere iyi duygular beslemediğini herkes bilir.tara0003

Önsözde diyalogun Platon’a ait olduğuna dair şüpheler olduğunu okudum. Başka diyaloglar için de aynı şeyler söylendi. Bunun nedeni Sokrates’in bildiğimizden farklı davranış biçimi sergilemesi sanırım. Evet gerçekten diyalogtaki Sokrates biraz aceleci ve sanki hasmını işkence ve çapraz sorguyla köşeye sıkıştırmaya çalışan komiser gibi. Gerçi kabul edelim ki, karşısında bir sofist var.

İlerleyelim bakalım. Homeros’un kahramanları karşılaştırılıyor. Akhilleus ile Odysseus. Ama Sokrates sanki her ikisini Hippias ile karşılaştırıyor. Bu kahramanların zeki ve bilgili olduğuna dair şüphe yok. Hippias’ın da öyle. Ne var ki, yalan söyleyip kurnazlık yapanların zeki ve bilgili kişiler olduğu mantığıyla ortaya koyar Sokrates. Hippias da bunu teyit eder. Ama, durun bakalım söz dönüp dolaşıp Hippias’ın da bir yalancı olduğuna mı gelecek? Nihayetinde Hippias bir sofist.

Yok yok, bu kadar acımasız olmayalım. Tekrardan kibarlığı tutar Sokrates’in tevazu gösterir her zamanki gibi. Hippias’ı bilgisinden dolayı öve öve bitiremez. Ama samimi olduğuna dair içimde şüphe belirdi. Ne oluyor, Sokrates, Hippias’ı dolmuşa mı bindiriyor? Gülüyorum kendi kendime. İlk kez Sokrates diyalogu beni güldürüyor.  Evet Odysseus kurnaz ve yalancıymış. Ne var ki, kurnaz yalancının, aptal dürüste üstünlüğü olduğunu da kabul etmek gerekir.

Durun bakalım, Hippias Sokrates’i eleştimeye başlar, düşünce zincirinin tamamını değil de en çapraşık yönünü noktasını tartışmaya konu etmesinden dolayı. İlginç bir şey daha olur; Sokrates kendini övmeye başlar. Tıpkı bir sofist gibi.

Diyalogun kalan kısmına bir paradoks damga vurur: Bu Topallayan ayaklar metaforunda olduğu gibi. Burada Sokrates bir çıkmaz sokağa girdiğini fark eder. Çünkü irademiz sayesinde yaptıklarımız, irade dışı yaptıklarımızdan daha iyi düşüncesi aslında çelişkiler yumağı…