Lanet Olsun Zaman Nehrine

Gölge Konuşuyor:

Kendi kendime bazen diyorum ki, keşke kuzey ülkelerinden birinin vatandaşı olsaydım. İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka farketmez, güzel olurdu. Epey dostum olurdu söz konusu ülkelerde. Lanet Olsuntara0005 Zaman Nehrine romanının kahramanı Arvid gibileri çoktur oralarda. Arvid’i sevdim. Arvid gibilerini severim zaten. İyi ve alçakgönüllü biri.

Adamım Arvid işçi sınıfına mensup. Sınıfsal konumuna sahip çıkıyor. Sınıf bilincine sahip yani. Onun mülkiyet, kariyer gibi hırsları olmadığını söylemeye gerek var mı? İşçi sınıfının haklarını korumaya sahip çıkıyor dersem herkes onun komünist olduğunu anlar zaten. Bu anlamda örgütlü biri. Düşünceleri hayatının rotasını belirlemiş zaten. Ya da dünyayı dönüştürme isteği yönünü bulmasına neden olmuş. Bunun ispatı romanda var.

Arvid boşanıyor. Ancak boşanma romanda küçük bir ayrıntı, o kadar. Romanın merkezinde Arvid’in kanserli annesinin durumu ve annesiyle ilişkileri var. Bir anne oğul ilişkisinden ziyade onların ki okura iki yakın dost, arkadaş izlenimi veriyor. Dert ortağı gibiler. Artık çaptan düşen babayı konuşuyorlar çoğu zaman.

Hikaye aslında 89’da geçiyor. 89, yirminci yüzyılın önemli bir yılı gerçekten. Sosyalist blogun çöktüğü yıl. Ama hikaye sadece 89’da geçmiyor. Birçok romanda olduğu gibi bu romanda da zamanda yolculuk var. Yani, geriye dönüşler var. 37 yaşındak Arvid’in yirmili yaşlarına gidiyor. Naif karakter Arvid’in sevgilileri ile tanışıyoruz. Çocukluğuna gidip anne ve babanın tartışmalarına şahit oluyoruz. Arvid’in annenin yanında saf tuttuğuna şahit oluyoruz.

Tekrar dönüyoruz romanın şimdisine, yani 89’a. Anne ve oğulun ölümü sükünetle karşıladıklarına şahit oluyoruz. Aynı metanet, aynı sükunet babada yok galiba. Ölümden korkmadığını söylüyor anne. Biraz daha fazla yaşamayı umuyor sadece. Tüm bunlara ağlamayacaksınız belki. Ama içinizde kötü bir duygu, boğazınızda bir yumru hissedebilirsiniz…