Küçük Bey

Gölge Konuşuyor:

Bir çocuk saflığıyla anlatılan oldukça doğal bir roman. 1906’da yazılan roman Japon edebiyatının da ilk önemli romanı sayılıyor. Türkçeye de Japonca aslından çevrilen ilk romanmış. Benim de ilk Soseki okumam oldu. Çevremdeki Japon edebiyatı okuma furyası beni de içine aldı. Bu coğrafyada Taaşuk-ı talat ve Fıtnat gibi romanların yazıldığı ve tartışıldığı bir dönemde Japonlar iyi edebiyatla tanışıyor. Soseki’ye kendisine armağan olan Phillippe Forest’in Sarinagara adlı şahane eserinden duymuş ve tanımıştım. Hiç bir eserini okumadığım için de hayıflanmıştım o zaman…

Gerçekten bu derece saf bir natüralizm olabilir mi, natüralist romancılar böyle bir esere ne tür tepki vermişlerdir, merak konusu. Kurmaca değil gerçek bir hikayenin içindeymişiz gibi bir durum söz konusu. Natüralist romanın en natüralisti olabilir bu haliyle. Ayrıca da bir ben-romanı olması her şeyi daha inandırıcı hale getiriyor. Karatani dememiş miydi ben-romanı itiraf romanıdır.

Çocukluğun yanında çocuksuluğun da hüküm sürdüğü romanda anlatıcı ben de dahil tüm karakterlerde sanki bir tür ergin olamama durumu hakim. Kendi hikayesini anlatan Küçük Bey’in çelişkileri, tutarsızlıkları var ama bunlar romanın çelişki ve tutarsızlıkları değil. Soseki bilerek, kasıtlı böyle bir karakter yaratmış.

Olaylar Küçük Bey’in öğretmen olarak istihdam edildiği bir okulda cereyan ediyor. Küçük Bey kahramanımıza öğrencilerinin verdiği lakap. Zaten romanda kimsenin ismi yok, lakaplar var: Okul müdürü Porsuk, müdür yardımcısı Kırmızı Gömlek, edebiyat öğretmeni Oklu Kirpi gibi. Bu tür hitaplar karakterimizin genel tavrına uyuyor. Mazaretim var, asabiyim diyor…

Kahramanımızdaki öfke, kinlenme tüm romana sirayet etmiş aslında. O sözde kibarlıkların bitmesini bekliyorsunuz aslında. Aslında tüm karakterler ötekini ancak bir dayağın paklayacağını düşünüyor. Dayakla yetinilir, bu kendini gösteriyor. Durumların yarattığı düşük dozajlı gerilim daha ötesinin olamayacağını söylüyor. Yine de hikaye bir satranç tahtasına dönüşebilir. Bu durumda bir sinsiden başka rol aptallıkla sonuçlanabilir. Sinsilik bir karakter değil, bir tercih de değil, bir zorunluluktur.