Koşucular

Gölge Konuşuyor:

Aslında okuması keyifli bir kitap eğer tüm anlatıdan bütünlük oluşturma kaygısı gütmüyorsanız. Bütünlük oluşturacak yiğit anasının karnından doğdu mu bilmiyorum ama kuvvetle ihtiyaç var böyle birisine. Öncelikle hangi türe koyacağınıza karar veremiyorsunuz. Roman derseniz daha böyle bir roman ile karşılaşmamışsınız, öykü derseniz keza aynı şekilde. Ama ben kitabın daha ziyade dergi formatında olduğunu düşünüyorum. Gerçek hikayeler, kurmaca hikayeler, mitolojik hikayeler, bilgilendirici metinler art arda, iç içe.

Koşucular başlığının verilmesi kitaba tesadüf olmasa gerek. Bu adda bir bölüm ya da bir hikayede var ama bence bu dönen, değişen bir dünyanın öne çıkan hikayelerini adlandırmak için verilmiş bir ad.. Bu maceralarda preparat yapımı ve kullanımı, daha ziyade Doğu Avrupa şehirlerinde geçen çocukluk, kayıp hikayeleri, göçmenlik ya da göçebelik hikayeleri, ermiş hikayeleri yer değiştirir anlatı boyunca. Kurmaca olmayacak kadar gerçek öyküler var ki, ister istemez başka kaynaklara başvurabilirsiniz. Bir on yedinci yüzyıl rahibi olan aşil tendonunu keşfeden Filip Verhayen’in hikayesi bu tür hikayelerin en etkilisi.

Kahramanı olmayan bir roman diyemeyiz çünkü anlatıcı kimi zaman “ben” diyebiliyor. O zaman tüm bu kakafoniyi bu kişinin zihinsel serüveni olarak da görebiliriz. O da Proust gibi tüm anlatıyı bir ana sığdırmak istemiş ama zihni yalpalıyor, daldan dala atlıyor. Belki böylesi daha gerçekçidir… Kitapta yer alan çeşitli tarih ve coğrafyalara ait, biri kapakta on iki harita bile bu zihnin menzilini gösterir nitelikte. Hem 1750 tarihli Avrupa, hem 1980 tarihli Çin, hem de Odysseus’un mitolojik haritası bu haritalardan bir kaçı.

Kitap Man Booker jürisinin dikkatinden kaçmamış, İnternational ödülünü vermişler. İngilizce çevirisi de iyimiş ki bu ödüle layık görmüşler. Güzel bir Türkçesi de var kitabın. Ama ne yazık ki bazı redaksiyon hataları çeviriye gölge düşürmüş. “büyüyünce” yerine “büyünce”, “sistem” yerine “sitem” gibi hatalardan çokça var. Yine de yayınevini takdir etmek lazım yayıncılık hayatlarının başında henüz daha Booker’ı almadan keşfetmişler romanı… Her şeyer rağmen de bu küçük hatalar tolere edilebilir ölçekte…