Miramar

Gölge Konuşuyor:

Aşk ve devrimin romanını yazmış Necib Mahfuz, dört farklı ağızdan, beş farklı bakış açısıyla. Dört kişi de esasında aynı hikayeyi anlatıyor. Sanırım her biri devrim sonrası Mısırda farklı dört bakış açısını temsil ediyor. Anlatıcıların dördü de erkek: Emir Vecdi, Hüsnü Allam, Mansur Bahi, Serhan el-Beheri.miramar_avatar_orj

Devrim bir ihtimal değil, olmuş zaten. Devrimci kişilik ile hümanist kişilik arasında tutarlılık yok ancak. Ama hak vermek gerekir: Gerçekleşen devrim bir tür burjuva devrimi. Nasır’ın devrimi. Her zamankinden daha adil. Hem Müslüman Kardeşler hem de sosyalist damar ötelenmiş galiba. Baas adı altında sosyalizm ve milliyetçiliğin bir kaynaşması var. Romanın kahramanları arasında da karşı devrimci yok. Bundan dolayı da pek fazla polemik yaşanmıyar karakterler arasında.

Bu durumda taraflar gönül meseleleri üzerinde daha fazla yoğunlaşıyor. Seksenlik Emir Vecdi yıllar sonra uğradığı Miramar Pansiyon’unda anıları depreşir. Hiç evlenmemiş olan Emir, pansiyonun sahibi Bayan Mariana ile sohbetlerinde aslında evlenmek istediğini, ne var ki evlenmemesinin tek nedeninin talihsizlik olduğunu belirtiyor. Emir’in aşkı ne kadar yaşadığını bilemiyoruz ama yaşanmamışlıklarını biliyoruz. Çetelesini tutmuş çünkü. Mesela Mariana ile yıllarca arkadaş olup hiç sevişmemeler.

Hikayede parasına güvenip hayata alaylı bakan Hüsnü Allam aslında hikayenin merkezindeki asıl kişi Zühre’yi nikahına almak istemekte. Evet ama bunu onu çok sevdiği için değil bir eşe ihtiyaç duyduğu için yapıyor. Hüsnü Allam aşk, sevda gibi işlerin adamı değil. Kendini anlatırken hissetiriyor zaten. Mansur Bahi’nin dediği gibi o sinir bozucu biriydi.

Anlatıcı kahramanlar kendilerinden çok romanın  öne çıkan beş altı kahramanını anlatıyor. Özellikle Mansur Bahi konuşurken epey ketum davranıyor. Onun ile ilgili düşüncelerimiz diğerler konuşurken şekilleniyor. Yalnız ve içine kapanık olmasına rağmen kadınların ilgisine mazhar olan  önemli kişi. Düriye’ye ilgisinin derecesini merak ederken biz, o Zühre ile karşılaşır. Talipleri içinde belki de en çok Zühre’nin ilgisini o çeker. Üstelik Zühre, Serhan El-Beheri’nin kız arkadaşı sayılırmış.

Devrimden en çok bahseden karakter ise Serhan’dır. Aşk hayatı daha hareketlidir. Onun tarzı her çiçekten bal eylemektir. Bu bakımdan tüketici hissi veriyor insana. Zühre ile kimyaları uyuşmuyordur aslında. Serhan Düriye’ye yönelir. Çapraz bir eşleşme söz konusu…