Kuşlar Meclisi

Gölge Konuşuyor:

Attar’ın Mantık-ül Tayr’ından sonra iyi bir cila etkisi yapaibilir. Görselleştirilmiş bu klasik zihinde daha kalıcı etki yaratacaktır. Hele benim gibi yirmi yıl önce okuyup sürekli zihninizi meşgul etmişse görüntü sizin için hoş bir sürpriz olacaktır. Asıl metnin okunmaması durumunda da yeterince etkili olacağını düşünüyorum. Başka bir yöntem ise bu çalışmayı asıl metne hazırlık olarak kullanmak.

Gerçekten illüstrasyonlar göz alıcı. Renklendirme şahane. Hele Simurg’taki renk cümbüşü büyülüyor. Yazı çok az. Dolayısıyla en fazla bir saatlik işiniz olabilir ama siz yine de resimlere iyice bakıp tefekküre dalın.

Mantık-ul Tayr ya da Simurg (Anka Kuşu, Zümrüdü Anka) efsanesi çok anlamlılığı barındıran mitolojik ama aynı zamanda simgesel bir eser. Sanırım Attar’ın dışında başkaları da bu metni yazmış ya da yorumlamış. Günümüzde niteliğinden midir bilmiyorum daha ziyade kullanılan Attar’ınkisidir. Bundan dolayı kitabın başınaki Attar’ın kendisini bir hüthüt kuşu olarak düşünmesi, kitaptaki kurguya mahsus bir şey.

Bilindiği gibi bin kadar kuş türü Kaf Dağı’nın ardındaki tanrıları Simurg’a ulaşmak için hüthüt kuşunu kendilerine kılavuz seçmiştir. Bu seçimin nedeni hüthütün Hz. Süleyman ile konuştuğu ve ona kuş dilini öğrettiği için. Efsaneye göre bin kadar kuş türünü uzun ve tehlikeli bir yolculuk beklemektedir. Özellikle yedi tehlikeli vadi onlara zorluk çıkaracaktır. Kaf Dağı’na vardıklarında ne var ki, sadece otuz kuş türü kalmıştır. Kuşlardan bir hayli telef olan olduğu gibi kendi rızasıyla vazgeçenler de olmuştur. Hikayenin sonunda, yani kuşlar Kaf Dağı’na vardığında ne olup bittiğini söylesek bile sıkıntı yok. Yine de bilmeyenler için sürpriz olsun, büyü bozulmasın diye söylemeyelim. Ama güzel bir sürpriz var.

Bu efsane neyin karşılığı, neyin alegorisi sorusu da hep tartışılagelmiştir. Genelde tasavvuf, enelhak ve vahdet-i vücut felsefelerini açıklamak için kullanılır.