Baba, Oğul ve Kutsal Roman

Gölge Konuşuyor:

Kısa arayla iki Murat Gülsoy kitabı okumuş oldum. Evet Nisyan’ı okudum ama ben kendimi MG’ye bu romanıyla başlamış sayıyorum. Çünkü iki kitap gece ile gündüz gibiydiler, aynı kalemden çıktıklarına inanmak zor. Baba, Oğul ve Kutsal Roman sayesinde güzel anlarım oldu; duygulandım, keyiflendim, tebessüm ettim.

Teknik çok da yabancı olmadığım türdendi. Malum yazar-kahraman roman yazıyor. Hem yaşıyor, hem yazıyor ama bizi ikilemde bırakıyor gibi. Bir yandan bir romanın içinde olduğumuzu söylerken, bir yandan da yaşantının olabildiğince gerçek olduğu ikna edilmeye çalışılıyoruz gibi. Ama işte teknik romanı sıkıcı hale getirmemiş, tam tersine okuma zevkini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Bir kere kendi hikayesini anlatan kahramanı samimi buluyorsunuz. Çünkü yer yer kendisiyle dalga geçerken, yer yer de içindeki fesatlığı, iki yüzlülüğü ifşa ediyor. Bir yandan da tabi roman herkesin içinde bu negatif duyguların az ya da çok bulunabileceği hissi veriyor. İçindeki Gollum ile konuşmalarında bu hissi fazlasıyla veriyor. Tutunamayanlar romanındaki Olric’in vazifesini görüyor ama Gollum olması hikayeye başka bir boyut katıyor: Hakkınızdır efendimiss… Yer yer dalkavukluğu üst noktada oluyor Gollum efendinin.

Eksantrik bir cinayet bölümüyle açılıyor roman. Cinayet olup olmadığı da tartışılır, çünkü ikisinden birinin bu dünyada fazla olduğuna inanmış olan evli bir çift var. Sonra cinayetin öncesine dönüyoruz ya da çok sonrasına gidiyoruz, cinayet soruşturması da var romanda ama daha az yer tutuyor.

Aklımıza geliyor söz konusu cinayet ama biz daha ziyade kahramanımızın hayatı yaşama biçimine odaklanıyoruz. Özünde yalnız olan bu şahıs sadece Gollum ile değil ingiliz-soylu köpeği Kıtmir ile de konuşuyor. Hatırlatalım Kıtmir konuşan bir köpek. Efendisine dert ortağı oluyor ama güvenilmez bir dert ortağı. Kimi zaman, efendisinden sıkılıyor köpek rolüne bürünüyor, ulu orta havlamaya başlıyor.

Öncesinde kahramanımızın artık kırklarına merdiven dayadığını hatırlatalım… Üç kadın var romanda kahramanımız ile teması olan. Biri kahramanımız tarafından ortadan kaldırılan ( duyduğum en trajikomik öldürme sahnesiydi) Zühal, Kıtmir’i gezdirirken tanıştığı bir başka köpeğin sahibi genç kız Merve, bir de arzularının kadını olmuş, sıcak temas olmuş ama hiçbir zaman onun arzularını yerine getirmediğine inandığı Asena var. Zühal ile olan trajedi, Merve ile olan komedi, Asena ile olan da dramdı.

Genelde yorgun, bitkin bir görüntüsü olan kahramanımız bize kendi üzerinden bazı değerleri nasıl aşındığını gösteriyor. Romanda buna “düşüş” deniyor. Bol bol yalan söylerken, artık hiçbir şeyden fazla etkilenmediğini itiraf ediyor, sanki artık sadece uçkurunun keyfine yaşamak istiyor ama bu noktada da yetersizlikleri olduğunu biliyor, bundan dolayı da gerçekçi davranmak istiyor ve artık imkansız aşk diyebileceği maceralardan da kaçınması gerektiğini biliyor. Ama adamın hayal dünyası ve tatmin edilmemiş duygularıyla mücadele etmesi gerekiyor bu durumda…