Kahramanın Sonsuz Yolculuğu

Gölge Konuşuyor:

Önce sondan başlayalım. Mitlerin çözülüşünden. Mitlerin tarif ettiği gibi bir dünyanın olmadığı gerçeğinden. Ama her bir miti mikrokozmosun ya da makrokozmosun anlaşılması için bir kök metafor, gelinen noktada gerçekleşen davranış kalıbının arketipi olarak görülebilir. Aynı zamanda hikaye de o günün anlaşılması için sembolize edilmiş bir alegori olarak görülebilir. Nietzsche’nin Zerdüşt’ünde buyurduğu “Bütün Tanrılar öldü.”  vecizesi üzerinden açıklıyor bu bilinen hikayeyi Campbell, “Modern zamanın kahraman çevrimi, insanlığın yetişmesinin mucizevi öyküsüdür bu. Geçmişin büyüsü, geleneğin bağları, kesin ve güçlü darbelerle parçalanmıştır. Mitin düş ağı dağıldı; zihin tam uyanmış bilince açıldı; ve modern insan, bir kelebeğin kozasından ya da güneşin gece ananın rahminden şafakta çıkması için kadim aldırışsızlıktan çıktı.” Sanırım bu daha açıklayıcı oldu.

Günümüzün insanı. daha ziyade edebiyatla ilgeleneni diyelim. hikaye anlatmayı ve dinlemeyi sanki yaşamın bir amacıymış gibi gösterme çabası içinde. Ben buna katılmıyorum. Şehrazat anlatıyor, Şehriyar dinliyordu. O kadar. Ama bu kitap bize kazın ayağının öyle olmadığını gösteriyor. Edebiyatın kökü mitoloji ise hikaye anlatmanın daha ziyade insanın bilme ve anlama çabasının ürünü olduğunu göstermekte.

Kimi edebiyat çevreleri bir edebiyat metninin değerlendirmek için edebiyatın kendi kriterleri olduğunu, ödünç bazı kriterlerle değerlendirilemeyeceği görüşündeler. Bu daha ziyade biçim ve dil ile ilgili kriterlerdir. Bu düşünceler aşırı derece üslupçudur. Oysa ki tarihe mal olmuş edebiyat metinleri dışarıdaki izdüşümlerinden dolayı değerli sayılmış. Moretti gibi eleştirmenler “modern epik” gibi adlarla adlandırılmıştır.

Sadete gelelim tekrar. Eğer bu mitleri uyduran insanlar big bang’i biliyor olsalardı, ne bileyim fosilbilim ve genetik gibi disiplinler icat edilmiş olsaydı belki de biz bugün hikaye anlatmayacaktık. Kozmik yumurtanın çatlaması ya da yer ile gök’ün ayrılması ile ilgili onca mit üretilmeyecekti. Kahraman ya da Tanrı’ya ihtiyaç duyulmayacaktı.

Joseph Campbell aslında çalışmasının üçte ikisinde hikaye anlatıyor. Otto Rank’in bir süre önce okuduğum bu kitabı önceleyen Kahramanın Doğuş Miti adlı çalışmasındaki gibi mitlerin envanteri çıkarılıyor, benzer ve ayrılıklar gösterilip kozmogonik çevrim ve kahramanın  evrim basamakları gösterilmekte. Epey not var elimde ama bunlar, tek tek mitlerden çıkarılan sonuçlarla ilgili. Çok fazla ayrıntıya düşmemek için ve bu durum buradaki konuşmayı çok uzatacağı için buralara giremeyeceğim. Ama şunu da söyleyebilirim, kitap bana gerekenden fazla uzun geldi. Belki de daha kısaltılmış bir versiyonu olabilir…

 

Reklamlar