Tanrının Unuttuğu İnsanlar

Gölge Konuşuyor:

Postacının İntikamı. İktidar benim diyordu postacı Zuba, ütücü Hanefi’ye. Devam ediyordu: Bilgi iktidardır, o da hiçbirinizde yok, sadece ve sadece ben de var. Zuba’nın sözleri tam olarak bunlar değildi ama yaklaşık olarak bunları söylüyordu. Sizler kölesiniz, hepinizin aydınlanması için ben Tanrı tarafından özel olarak seçildim. Cahilsiniz ve mutlusunuz diyordu. Dolayısıyle mahvolmuşsunuz diyordu. Oysa ben size özgürlüğü ve kültürü getireceğim. Alemin tek okur yazarı olan Zuba bunları söylemeyi kendine hak görüyordu. Ütücü ise en son tepki göstermiştir. Şeytan! Sen Zuba olamazsın. Şaşkına dönmüştü çünkü o alçakgönüllü Zuba gitmiş yerine bu iblis gelmişti… On numara bir öykü insanın geri dönüp tekrar tekrar okuyası geliyor.tanrının 001

Genç Kız ve Esrar: Belki’de Feyza’nın şeytan sandığı şey, ondaki şeytanı alan şeydi. Adım adım Feyza’nın konu ile ilgili inançlarının nasıl değiştiğini hayretle şahit oluyoruz. Kitabın kapağını kapatıyorum. Şimdi daha bişey okumayacağım, konuşmayacağım da. Susup tefekküre dalacağım, uyandığımda öyküden alıntı belki de alıntılar bırakacağım buraya…

Feyza sayıklayan duyularının ani uğultusuyla derinden sarsılmıştı. Kendini büyür gibi, sonsuza değin çoğalır gibi hissediyordu. Adamın yaşamı sınırsız bir yokluğa yuvarlanırken, kendi yaşamı artıyor gibi geliyordu ona. Sarayları ve ışıkları etrafa yayılan, içinde tembel tembel dalgalanan bir şark şehri gibiydi.”

Berber Karısını Öldürdü. Çocuk babasına soruyordu, “Baba peki biz niye fakiriz?”. Baba ise Tanrı’nın kendilerini unuttuğunu söylüyordu. Gerçekten öyle ama, bir yandan bolluğun olduğu bir yerde fakirlik başka türlü nasıl açıklanabilirdi ki! Fakir baba diye etiketlediğimiz Tenekeci Şaktur’un hikayesi, karısını  öldüren berber Sadi’nin ve şehrin temizliğiyle görevli süpürgecilerin anlı şanlı direnişi ile birleşiyor. Üç sac ayağı olan bir hikaye, müthiş bir birliktelik ama…

Hayal Kurmanın Tehlikesi. Hem fantastik, hem de bir o kadar gerçekçi bir hikaye. Dilencilik mesleği ve dilencilik kariyeri işleniyor. Duayen dilenci Ebu Şavali ve dilencilik araştırmacısı Tevfik Gad başroldeler. Şavali artık dilencilerin hayalcilik yerine çiğ ve katı gerçekliği tercih etmesi gerektiğini düşünüyor. Bu bağlamda bir dilencilik okulu açma projesini Gad’a iletir….

Açlar Yalnız Ekmek Düşler. İsme bakmayın bir aşk hikayesi. Fakirliğin bıçak gibi kestiği bir aşk hikayesi. Oysa birbirinden habersiz üç kişi arasında geçen bir aşk ve hikayesiydi. Öykünün sonunda şöyle bir gerçek ortaya çıkıyor: aşk ile yoksulluğun birlikteliğinden ne müthiş öyküler çıkıyor. Bu birliktelik yan yana, iç içe bir birliktelik değil, karşı karşıya bir birliktelik. Zıtların birliği..

Bu birbirinden harika beş öyküyü okuduğum için kendimi şanslı hissettim. Farkkettiğim fakat okumayı hep ertelediğim bir kitaptı. Oysa kitap 2011’in Ocak ayından beri kütüphanemdeydi. Belki de daha böyle nice kitaplarım olacak. Tüm öykülerde birçok doğulu, arap edebiyatçıda olan Binbirgece Masalları’ndaki büyülü dil kullanılmış, modern tekniklerle bezenmiş. Tüm duyguların ve tüm düşüncelerin açlık hissinin gölgesinde kalması da bir şeye işaret ediyor hep. Uyanın mesajı var. Son öykünün adına baksanıza: Açlar Yalnız Ekmek Düşler. Daha ne denilebilir ki?

Reklamlar