Ağır Roman

Gölge Konuşuyor:

Genel görüş, edebiyatın dilinin yerel olduğudur, ben de aynı fikirdeyim. Her topluluk, her grup bu sebeple kendi edebiyatını yaratır. Dil ve mekan ağır romanfarklılığı, uyumsuzluğa neden olabilir. Sözgelimi, Sulukule’nin hikayesini Marcel Proust’un cümleleriyle anlatamazsınız.

Bu açıdan Kolera Sokağı bağımsızlığını ilan etmiştir. Dili argo, hukuku racondur Kolera’nın. Kolera’da iletişim sorunu yoktur gerçekten, farklı statülere sahip olsalar dahi, yediden yetmişe herkes aynı dili konuşuyor. Bitirimi, covinosu, softası, hapçısı, ağır ablası, kevaşesi, labuşu, kulamparası, denyosu, kısacası  herkes aynı dili konuşuyor…  Yukarıdan dayatılan  hukuka itibar etmiyor Koleralılar, onların hukuku (racon), yatay olarak yerleşmiştir, bir tür ‘toplumsal sözleşme’ yani. Koleralılar’dan  Rousseau’ya selam. Leviathan’a da ihtiyaçları yok, üzgünüz Hobbes… Birbirlerinin güvenliklerinden sorumlular: otogüvenlik. Eh, dışarıya karşı bazen saldırgan olabiliyorlar. Oralar tekin değil çünkü, birilerinin gözünü korkutmadan olmaz, olamaz. Zira Arap Sado gibilerinin kanı yerde kalmamalı. Yoksa sokağın huzuru bozulur, vesselam…

Kitaptan:tara0012