Arzu

Gölge Konuşuyor:

28 Ekim 2010 tarihinde okuyup şunları söylemişim:

Romanda başlangıçta bir kadın, kocası ve çocuğu vardır, karakterlerin isimleri yoktur, sadece Kadın, Koca ve Çocuk’tur onlar, birer kişi olmaktan çok birer tara0005temsildir, bir senaryo veya bir tertip içindedirler adeta.
Koca aynı zamanda Müdür’dür, aslında bir müdür-kocadır, her şey onun memnuniyeti için tertiplenmiş gibi görünür, bir fabrikanın başındadır, fabrikada işçiler vardır ve onlar da fakirdir, devlet için Müdür-Koca’nın rahatı önemlidir. Çocuk ise Koca’nın devamıdır.
Anne rolündeki Kadın’ın rolü ise kocasının ve çocuğunu memnun etmektir. Ama bu rolü Genç Adam diye biri çıkana kadar sürdürmüştür. Genç Adam nedeniyle kadın kimliğinin farkına varır ve burada onun bir isminin olduğunu, Gerti olduğunu öğreniyoruz, genç adamda Michael…

Kitabın Sayfalarından:

Başkalarının diğer insanların duygularıyla kendilerini süslemeye çalıştıkları mücehverleri ilk bakışta gerçekten sahici zanedebiliriz! Ancak gerçek kalan duygular yoktur. İnsanların oluşturduğu koro, müdürün arzularını dile getirmektedir.  Ve Müdür bu insanların iş yerlerini garantilemektedir, ki müdürün karısı da ancak bu şekilde akşam olduğunda mücehverlerini takıp kocasına borçlu olduğu görevleri yerine getirebiliyordur. Tabii bir de diğer adamlar var; fabrikada çalışanlar, koroda gırtlaklarını parçalayanlar. Onlar da, hayatlarını yutan karılarının deliklerine bakmakla yetinirler. Ve hatta yıllardır tohum serpiştiren kutunun da boş olduğunu fark eder bu insanlar. Ama işte insanı yine de bağlayan  bir şey vardır; sevgi. Ve yarın sabah, her ne kadar çaresiz bir şekilde kadınlarına bağlı olurlarsa olsunlar, ilk otobüse yetişmek zorundadırlar. Hadi o zaman! İş sokakta beklemez. (sf. 166-167)

Tanıtım Bülteni:

Kadınlar umutlarla doludur ve hatıralarıyla yaşarlar, oysa erkekler anlarla, özellikle geniş bir zaman dilimine yayılan anlarla hayatlarına devam ederler.
Çekirdek bir aile… Erkek; müdürümüz (Hermann), kadın; müdürün karısı (Gerti) ve onların nur topu gibi oğulları. Bir de fabrikanın çalışanları var tabii.. Tek egemen vardır; hem evin, hem fabrikanın, hem kasabanın, hem kadının sahibi; müdür.
Müdür tüm gün boyunca tek bir ânı düşünür… İş ilişkilerinde, sosyal ilişkilerinde, aile ilişkilerinde…
Toplum düzeyinde bir gerçeklikle yüz yüze gelmekten korkan insanlarda öfke, inkâr ve tedirginlik yaratacak bir kitap.
Anti-pornografik bir roman!