Aşk Kadınlar ve Hayat

Gölge Konuşuyor:

Çevirmen Bülent Kale şiirleri çevirirken rol kestiğini söylüyor. Buna rol çalma da diyebiliriz. Çeviri şiirdeki çevirmenin rolü azımsanmayacak ölçüde çünkü. Tercihen şair birinin çevirmesini isterim. Bülent Kale’nin şairliği var mıdır bilmiyorum ama bence şiirlerin yüzde doksanından yüzünün akıyla çıkmış. Yüzde beş-on bana kötü şiir gibi geldi, eğer kötü çeviri değilse. Ne kadar iyi çevrilirse çevrilsin çeviri şiir orjinalinin bir kat aşağısındadır.aşk 001

Şiir duygu işi her şeyden önce ve şair bu yönü hiçihmal etmemiş. “Bazen / elbette / gülümsersiniz / ve hiç önemi yoktur gerçekte / güzel mi / ya da çirkin mi / yaşlı mı / ya da genç mi / çok mu / ya da az mı / olduğunuzun / gülümsersiniz siz / sanki bir gerçeği / ifşa eder gibi / ve gülümsemeniz / ortadan kaldırır / tüm öteki çehrenizi / …” Görüldüğü duygulardaki samimiyet bir çok şiirde açık, görünür halde.

Ne kadar kadınları, aşkı, duyguları işliyor dersek de, şairin dünyaya sınıfsal bir bakışı var. “siz aşık olunca / karı  zararı hesaplarsınız / aşkınız bitince / bir daha hesaplarsınız”  “biz aşık olunca / yeniden doğmak gibidir her an / aşkımız bitince / bir türlü geçmez zaman” Burada bir meydan okuma da yok değil. İsyan zaten şiirin doğasında vardır emi.

Bu isyan bazen dünya düzenine dönüyor. “bonjour buon giorno guten morgen / uyan aşk ve not al / yalnızca üçüncü dünyada / günde kırk bin çocuk ölüyor / ve açık hudutsuz gökyüzünde / bombardıman uçakları uçuyor tek bir de akbabalar / dört milyon insanda aids var/ açgözlülük tüylerini yoluyor amazon ormanlarında” Burada “uyan ey aşk” hitabesi ile “açgözlülük tüylerini yoluyor amazon ormanlarında” şiirin saca ayağı gibiler. Ve şiiri şiir yapan dizeler aynı zamanda. Ve öfkesini şair bu yarı şiir yarı düzyazı ifade ediyor çeşitli dillerde.

Bir yandan tanrıya isyan edilirken kadına tapma var sanki. “Ya  tanrı bir kadınsa? / diye soruyor utanmadan”, “hadi canın hadi tanrı kadın olsa / muhtemelen biz agnostikler ve ateistler / öyle başımızla hayır demek yerine / hep birlikte evet derdik tüm kalbimizde”,belki iyice yaklaşırdık o tanrısal çıplaklığın / bronzdan olmayan ayaklarını öpmek için / taştan olmayan venüs tümseğini / mermerden olmayan memelerini / alçıdan olmayan dudaklarını.

Şiir bilimi diye bir şey var mıdır? Bu soru kafama takıldı okuma sürecinde. Duygu bilimidir şiir. Benedetti de çoğu yerde şiir ana bilim dalı başkanı gibi konuşur. “Doğru söylüyorlar / şu mutluluk / en azından büyük harflerle / … yok hiçbir yerde / ama mevcutsa bir yerlerde küçük harflerle / şu bizim ön yalnızlığımıza / benziyor olmalı mutlaka” “mutluluktan sonra gelir yalnızlık / zirveden sonra gelir yalnızlık / aşktan sonra gelir yalnızlık”. Bol şiirli yalnızlıklar ve bol şiirli mutluluklar dilerim. 🙂