Nam-ı Diğer Grace

Gölge Konuşuyor:

Kitap bitti arkasında soŕu işaretleri bırakarak. Kriz bissüre devam edecek gibi.

Sonsözde kitabın yazarı romanının gerçek olaylar ve gerçek kişiler kullanılarak oluşturulmuş kurmaca bir metin olduğunu söylüyor. Ama yine de okur rehavete kapılmıyor. Eserde dert edilen şeyleri kendine mesele yapıyor. Özellikle iki konu okurun önünde çözüm bekleyen önemli meseleler olarak görülüyor.

Birinci mesele suç ve ceza meselesi. Raskolnikov olayında olduğu gibi peşinizi bırakmayan mesele. Suçun ne olduğu, suçun çeşitli durumları ve bu durumlara karşılık gelecek cezalar. Gerçekten roman bu meseleler üzerinde yeniden düşünmeyi sağlayabilir.

İkinci mesele ise büyük bölümü itirafname şeklinde olan romanda söz konusu itirafların ne kadarının gerçek ne kadarının kurmaca olduğu. Gerçi romanın içinden sanki bu soruya cevap veriliyor. Altı yüz otuz iki sayfalık romanın beş yüzüncü sayfayı geçtikten sonra Dr. Jordan,ın Avukat McKenzie ile olan diyalogundaki, McKenzie’nin Şehrazat’ın asıl amacının efendisini memnun etmek olduğunu söylemesi ferahlamaya neden olabilir.

Karakterinin ikircikli durumu da meseleleri büyütmemize neden olabilir. Hakkında yapılan suçlarının tüm ağırlığına rağmen biz Grace’in itiraflarında doğruluk payı olduğuna inanabiliyoruz. Evet Grace kendini savunmakta başarılı. Son derece başarılı diyemeyiz ama; boşluklar, çelişkiler, tutarsızlıklar var anlattıklarında.

Roman her ne kadar hunharca işlenen iki cinayete ve suçluların durumuna odaklanıyorsa da olayların geçtiği 1840-70 arası dönemdeki Kanada-ABD coğrafyasındaki tarihsel ve toplumsal gerçekliğe değiyor. Amerikan iç Savaşı ile trenlerin icadı bu gerçekliklerden sadece iki tanesi. Ama savaş sonrası askerlerin durumu ile ilk defa trene binen insanların tarih kitapları pek anlatmaz. Bu açığı romanla kapatabiliriz. Sanırım bu romanın tarihsel gerçekliğe en büyük katkısı.