Tufan Zamanı

Gölge Konuşuyor:

Delliaddem (Maddaddam) dizisinin ikinci kitabı. Müstakil kitaplar olduğunu hatırlatalım. Birbirinden bağımsız romanlar diyemeyeceğim ama dizinin bir sırası yok. Antilop ve Flurya’nın üç önemli karakterinin çok küçük bir rolü var Tufan Zamanı’nda. Aynı hikayeyi ya da aynı olayı iki ayrı ayrı kurguyla okuyoruz.

Çok güncel bir durum söz konusu Antilop ve Flurya’da da olduğu gibi, keza bu romanda bir virüsü işaret etmesi Atwood’un kehanetinin tuttuğunu söylüyor. Distopya denilen bu kıyamet senaryoları içinde hedefe en çok yaklaşan kitaplar Atwood’un dizisi. Kıyaamet senaryosu dedik, distopya dedik ama Atwood’un yaptığına üstopya deniliyormuş. Atwood ütopya ve distopyayı birleştiriyor, küllerinden doğmak babında yeni bir dünya tasavur ediyor..

Dünya bizim dünyamız ama zaman bizim zamanımız değil. Bizim teknolojimizden kalıntılar var ama birçok şey değişmiş. Tufan yılı 25’te geçen hikayede tufanı öncesi ve sonrası da işleniyor. Ancak Adem Bir tarafından vaazedilen konuşmalarda olacaklar örtük bir şekilde işaret ediliyordu.

Bu da çözülmenin öyle aniden gerçekleşen, beklenmedik bir şey olmadığını gösteriyor. Zaten Tanrının Bahçıvanları ya da Ademler ve Havvalar denilen bir grup insanın hedefi bayrağı geleceğe taşımak, çünkü görünürde bunun önünde zorlu engeller olduğu söyleniyor. Adem Bir’in tabiriyle Düşüş önlenemez bir süreç Yaratılış gibi. Ayakta kalmak çok zor, SırBurger’de kendine yetebilen Toby kadar şanslı olan çok azdır

Ekolojist yönü özellikle ilk bölümlerde dile getiriliyor. Toksik artıkların, kimyasalların, yani insanlığın tüm çöp enkazının hayvan ölüleriyle bulamaca dönüştürüldüğü mide bulandırıcı görüntüler betimlenirken doğanın intikamını alacağı da herkesçe bilinen süreç. Ademler ve Havvaları uyarırken kanatlılar konusunda uyarırken doğanın intikamını bu insansı varlıklardan alacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Hal böyleyken doğa insana yine şefkat gösterecek mi. Tanrı bağışlayıcıdır deniliyor. Kaplanın geyikten özür dilemesi fantastik bir durumken, insana da hatalarından ders çıkartmayı öğretmek lazım.

Romanın enformasyon bombası hali yine okumayı güçleştiriyor. Bu da anlatımı boğucu hale getiriyor. Her sayfada elli tane isim. Belki romancı bunu yaparak ambiyansla vermek istediği bu boğuculuğu diliyle veriyor. Velhasılı Atwood kendine özgü bilim-kurgu serüveninde akıcılık sağlamak zorunda. Aksi halde Kör Suikastçi ve Nam-ı Diğer Grace gibi değerli yapıtların mirası bile yetmeyecektir zararın tazminine.