Antilop ve Flurya

Gölge Konuşuyor:

Adam Kirsch ne 1984 ne Cesur Yeni Dünya diyor. Esas distopya Antilop ve Flurya. Bu distopyaları karşılaştırma kampanyasının dışında kalmadım ben de. Dolaysıyla Antilop ve Flurya’yı distopyaların güncellenmiş hali olarak gördüm. 2003’te yazıldığına göre yaşadığımız dünya ile ilgili kehanette bulunması daha kolay Antilop ve Flurya’nın. Antilop ve Flurya gibi kıyamet hikayeleri de tüketmişliğim var. Ama bu demek değil Antilop ve Flurya özgün değil. Kendine has bir dünya yaratmış roman.

Konudan ziyade romanın felsefesi ve romanı farklı kılan, aynı zamanda çok olduğu için insanı sıkan bazı ayrıntılardan bahsetmek isterdim. Taze bitirmeme rağmen söz konusu ayrıntıların büyük bölümü de hatırımda değil.

Eleştiri var doğal olarak. Bugüne eleştiri tabi ki. Böyle yaparsanız kendi kendinizi yok edersiniz mesajı veriliyor. Sentetik üretim, genetiği bozulmuş varlıklar, kazanma hırsı, şiddet, pornografi vesaire neden oluyor tüm bunlara.

Yeryüzünde tek kalmış kişi olan romanın Kar Adamı dediği kişi enkaz halindeki insanın tüm mirasının üzerinde hareket ederken umuttan azade geçmişin muhasebesini yapar. Dolayısıyla her bölüm başında Kar Adamı görünmüş olsa da geçmiş mercek altına alınıyor.

Eleştiri sistemlere değil insan türüne yapılıyor. Sistemler gelip geçici, insan da öyle, ama daha uzun ömürlü. İnsanlık bu günlerde Çin merkezli bir virüs salgınını konuşurken, romanın insanın sonunun bir virüsün neden olacağını söylemesi manidar. Demek ki distopik bir dünyada yaşıyoruz artık. İnsanlık yeni hastalıklar geliştirmiş ve buna bağlı olarak sağlık sistemi de topyekün değişmiştir. İnsanın ruh hali de farklılaşmıştır. Duyguların birçoğu rafa kaldırılmış ya da dönüşmüştür. Tecavüz ile cinsel ilişki arasındaki sınırlar kalkmıştır. Bunların tamamı kıyamet alametleri yani. Kendini bırakanlar (Antilop) ve dünyayı tüm pisliklerden kurtarmak isteyenler (Flurya) aynı fotoğrafın içindeler.