Eskisi Gibi

Gölge Konuşuyor:

Tanıdığım çizgi-roman geçmişi olan birkaç okurun ne kadar ilerlediğini anlatmama gerek yok. Benim de içimde ukdeydi bu. Gecikmiş olsam da bu işte keyfime uygun çizgi-romanlar bulduğum için memnunum. Tür daha ziyade fantastik ve macera ile özdeşleştiği için bu çizgi-roman piyasası halen maceraseverlerin isteklerini karşılamakta. Ama bunun yanında sınırlı da olsa bazı gerçekçi çizgi-romanlar yayınlanmaya başladı. M.K. Perker, Doğan Şima gibi şahsiyetler bu işe öncülük ediyorlar. Ve bu türden bir elin parmakları kadar okuduğum eserlerden hiçbiri beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Sadece çizgilerle değil, sözlerle ve renklerle de anlatılan eserler bunlar. Söze daha az ihtiyaç olsa da çizgi ve renklendirme oldukça başarılı bu tür eserlerde. Sanki karaktere uygun yüz ifadesi yaratılıyor. Fabio’nun tekinsiz görüntüsü ile Giovanni’nin çocuksu yüz ifadesi de söze hacet yok dedirten bir durum. Anıların sararması, yağmur ve gecenin dansı, kurumaya bırakılmış uçuşan çarşafların arasındaki söz ve duygulanımlar ilk hatırladıklarım…

Fabio ve Giovanni iki kardeş. Fabio savaştan sonra ülkesini bırakıp Fransa’ya gitmiş. Çocuklukları faşizm ve savaş ortamında geçmiş. Sararmış kısımlarda yani anılarda faşizm vardır. “Viva Duce” sloganlarını duyarız. Fabio’nun da faşist bir geçmişi olduğunu öğreniyoruz. Aynı Fabio sonrasında ülkesini terk eder ve bir daha geri dönmez, kardeşi Giovanni onu almaya gelene kadar. Ne yapıp eder Fabio’yu İtalya’ya geri dönmeye ikna eder Giovanni. Tabi babanın yeni ölmesi bunda etkilidir. Giovanni çok sevilen Fabio’yu geri getirip ailesini sevindirmek ister. Sonra anlıyoruz ki Fabio’suz geçilen yıllarda ailenin gündemini en çok meşgul eden şeymiş. O gidince en az üzülen Giovanni onu en çok arayan kişi olmuş.

Benim sevdiğim hikaye tarzı aslında. Şartların izole ettiği sorunlu tiplerin topluma kazandırma sorunsalı nedendir bilinmez ilgimi çok çeker. Bu belki de eğitmen kişiliğimden kaynaklanır. Bu tipleri sevgi pıtırcığı yapmak gibi karşıt bir karakter yaratılmıyor tabi ki. Kötünün (Fabio)  içindeki iyilği bulmak  amaç Yin-yang meselesi yani. Aynı zamanda çok iyinin (Giovanni) içindeki karanlık yönü de buluyoruz bu sayede….