İyilik

Gölge Konuşuyor:

Edebiyatın diğer şeylere göre bana daha fazla şey öğrettiği konusunda bir kez daha düşünmüş oldum bu yeni okuma macerasını sonlandırırken. Hem öykülerin kuruluşu bakımından hem de bana düşündürttüğü şeyler bakımından sanırım benim için özel bir kitap olacak.  Ayrı temalar ve ayrı kurgular nedeniyle öykülerden bütünlüklü bir yorum çıkarmakta zorlanacağım. Ama hayatı ve dünyayı bütünlüklü algılayan filozofça bir bakış sezdiğimi söyleyebilirim.  Bu bakımdan küçük aydınlanışlar ve farkındalıklar yaşadığımı itiraf edebilirim. En sevdiğim Öteki Hafta adlı öyküde yoksul çiftin içinde bulundukları duruma açıklık getirmek için Kant felsefesinden yardım almaları da bu tezimi destekleyen bir şey. Hepsinde olmasa da öykülerin birçoğunda kitaba adını veren durum hakim.

Şimdi her insan özeldir veya farklıdır deyip sinir etmeyin beni ve karşıma başarı öyküleri çıkarmayın. Sömürü düzenini bu kişisel gelişim diliyle  meşru hale getirmeyin. Kitabın bazı öykülerindeki karakterler gibi birbirimize tutunarak, birbirimize dostluk elini uzatarak, birbirimize yardım ederek ya da destek olarak, birbirimize iyilik yaparak da mutlu olabiliriz. Evet özel insanlar vardır; Bunlar daha ziyade eser yaratanlar, icat yapanlar ve kitleleri peşinden sürükleyenlerdir. Her insanın özel ve farklı olduğu fikri aptalcadır. İnsan insana benzer.

Enteresan şeyler de var öykülerde. Buluşma adlı öyküde mesela eşi adli antropolog olan hanımefendi var. Bu bakımdan bu öyküde ilgi çekici durumlar ve kişiler karşınıza çıkabilir. Örneğin “tahnitçi” diye bir mesleğin var olduğunu bendeniz yeni duyuyor. Ağrı Kesici adlı öyküde de yogayı bırakıp silah akademisine başlayan annenin hali bize enterean gelse bile birinci ve ikinci paragrafta ortaya koyduğumuz tezin antitezini oluşturuyor.  Hikayeyi bize nakleden oğulun şu lafı ibretliktir: “İyi kuşlar gidip geliyor, gidip geliyor ama kötüler çölde kalıp annem gibi insanların alışkanlıkları yüzünden güçleniyordu.”

Öyküler içinde en sevdiğim ama Öteki Hafta’ydı. Öyküdeki yoksul çiftin hikayesi etkiledi beni. Hemen öykünün başında verandalarına giren çıngıraklı yılanı attırmak için itfaiyeden yardım dilemeleri, fakat bu operasyon nedeniyle itfaiyeye üç yüz dolar kaptırdıkları için hayıflanan çiftin hikayesine deli oldum. Hele durumlarına açıklık getirmek için Kant felsefesini kullanmaları benim için hoş bir durum  oldu…

İlk öyküsü Şeref Konuğu intihar takıntısını başarılı bir şekilde işlemiş. takıntısı olur da intihar olmaz mı? Marabu ile İçerik adlı öyküde intihar vakalarına şahit oluyoruz. Her iki öyküde de intihar eden karakterlerin ölümünden sonra ardında kalanlarla özdeşleşmesi durumu söz konusu…

Reklamlar