Karışık Kaset

Gölge Konuşuyor:

Roman ilerken küçük Ulaş’ın gözlerimizin önünde nasıl büyüdüğünü görüyoruz. Ama böyle tedrici ilerleyen bir büyüme değil, sıçramalar var. Üç kesit alınmış bir hayattan. Bir insanın on üç, yirmi üç ve otuz üç gibi üç ayrı dönemi işleniyor. Yeniyetmelik, delikanlılık ve gençliğin son döneminin artık yaşandığı otuz üç. Kırk üç yok, o karışık kaset ikinin konusu olabilir belki. Yıllar ise 1990, 2000 ve 2010. Çağrışımlar başlamıştır şimdi. Ne günlerdi o günler.karışık 001

Çocuk büyürken, olgunlaşırken, sanki onun olgunlaşması metne de bulaşıyor. Ne salakmışız dediğimiz yeniyetmelik yaşlarına yine de bir sevimlilik bağışlanmış. Ulaş gözünü dört açmaktan ziyade kulağını kabartıyor. Müzik onun  hayatı, pop daha ziyade. İşte romanın pop çağını işleyen ayrıksı bir tarafı var.

Pop çağının topyekün kötülenmesine karşı çıkılmış. Nitelik bağışlanan isimler ve parçalar var. Deliveren bile olabilirmiş kitabın adı. Sezen Aksu, Candan Erçetin, MFÖ, Tülay German gibi isimlere kimse itiraz etmiyor zaten. Benim delikanlılık yıllarıma da denk düşen yıllarda romana konu olan bu alan ya da piyasa epey kirlenmişti sanki. Bundan dolayı romanda bazı isimler hiç zikredilmiyor.

Ulaş müziği yaşıyor gerçekten. Kaliteyi de müziğin iç dinamikleri ile yakalamaya çalışıyor. Ama babasıyla pek anlaşamıyor bu konularda. Kuşak kavgası demeyeceğim ama anlayış farkı çok. Ulaş’ın “yaşa” sloganına karşı babası “anla” sloganı ile karşılık veriyor. Babası piyasayı topyekün kötülerken, alanın tamamen yukarıdan, dışsal etkilerle oluşturulduğu düşüncesinde. Yeniyetmelik döneminde Ulaş’ın çoğunluğa yaslayarak kaliteyi belirlemesi eleştirilebilir ama onun müziğin büyüsünü, müzikalitesine bağlamasına itiraz etmemek gerekir. Ben olsaydım orada baba ile oğulu bir noktada buluşturmaya çalışırdım ama neyse. Şimdi müziğin ekonomi-politiğine girmeyelim diyorum.

Hafızayı tazelemek için güzel bir roman. Unuttuğumuz birçok şey varmış. Doksanlar mesela. Gençler, düşünsenize kaset diye bir şey vardı. O zamanlar da sevdiğiniz parçaları bir kasette biriktirip  kendinize bir karışık kaset yaptırabiliyordunuz.

Teknik olarak bir yenilik sunmasa da sade anlatımıyla, üç kuşak boyunca toplumsal yaşamdaki dönüşümlerin nüvelerini müzik aracılığıyla yansıtmasından dolayı farklı bir roman diyebiliriz Karışık Kaset’e. Tabi bir de romanın tuzu biberi olmuş yirmi yıla yayılan bir aşk hikayesi bu.