Klan

Gölge Konuşuyor:

19 Nisan 2011 tarihli yorumum:

Bir ilk roman. Cem Kalender’in Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü’nü alan romanı. Peki, Kalender , Tanpınar ile birlikte anılmayı hakkediyor mu? Bence, fazlasıyla. Hatta okur yorumunun tara0008yüzeyselliğine sığınıp şunu da diyebilirim: boynuz kulağı geçmiş.

Yapılan yorumlarda Cem Kalender’in, Oğuz Atay’ın açtığı yolda ilerlediği ve postmodern edebiyat kuramından etkilendiği söylenmiş. Cem Kalender, Oğuz Atay’dan etkilenmiş olabilir, ne var ki Kalender’in romanı Oğuz Atay romancılığından bir çok noktada ayrılıyor. Oğuz Atay’ın özerk bireyleri kendi korunaklı kalelerini kendileri örerken, Cem Kalender’in karakterleri daha kırılgan ve yoğun bir kıstırılmışlık duygusu içinde yaşıyorlar. Bu duygunun nedeni sadece toplumla aralarındaki mesafe veya yetersizlikleri değil, biraz da nesnel dünyanın gerçekleridir, bu nedenledir ki bir klana ihtiyaç duyarlar. Örneğin, Sasa yoğun baba baskısı altında büyümüş; Atay, Sevil’in ayrılması ile hareketsiz kalmış, gündelik hayatında kullandığı metaforlar ise onu sevimli göstermemekte; Nil, patronunun mutlu olması için sigorta poliçesi satmakta, işini sevmemesine rağmen…

Klanda postmodern romanının biçimsel yönleri (metinlerarasılık, iç içelik ve kolaj gibi) kullanılmış olsa da , postmodern romanının suya sabuna dokunmayan ve kendi içine kapanan özelliğini barındırmıyor. Tam tersine Klan’da modern insanın evsizliği gözler önüne serilmektedir. Bu ve buna benzer özelliklerinden dolayı romanda sık sık politik göndermeler yapılmış da diyebilirim.

Sonuç olarak Klan’ı bir türe dahil olduğunu ve birilerinden etkilenmiş olduğunu söylemek indirgemecilik olur. Çok güçlü olduğunu düşündüğüm bu roman, bir yığın edebiyat malzemesi ve bilgi birikimi üzerine inşa edilmiş…