Bir Kırık Segah

Gölge Konuşuyor:

Kamil Erdem iyi bir muhabbet adamı ve iyi bir ressam. Onun yazdıklarından çok özel, çok ayrıksı kurgular beklemek, beklentilerin karşılık bulamaması anlamına gelir. Bu durumda Kamil Erdem sizin yazarınız değil, başka bir deyişle de siz Kamil Erdem eserlerini okuyan yanlış kişisiniz. Kimseyi kırma, rencide etme gibi niyetim yok, sadece beklentilerın farklılığı  üzerinden konuşuyorum.

Muhabbet adamı diyoruz ama öyle heyecan verici hikayeler anlatıyor diyemeyiz, ama kesin olan anlattığı şeyleri çok güzel anlattığıdır. Şimdi burada “güzel nedir?” gibi kadim bir soru sorulup benim buradaki tezlerim çürütülebilir. Betimliyor Kamil Erdem daha ziyade. Süslemesini iyi biliyor anlattıklarının. Onun meddah geleneğini devam ettirdiğini söyleyebiliriz tıpkı Haldun Taner gibi.

Sadece Haldun Taner değil, onu besleyen geniş bir yelpaze, geniş bir damar olduğunu söyleyebiliriz. Siz buna Yunus Emre’yi, Mevlana’yı da, Genceli Nizami’yi, Kaygusuz Abdal’ı da dahil edin. O zaman ortaya nasıl bir şey çıkacağını tahmin edin Kamil Erdem okumamış iseniz. Kısa şiirsel cümleler, upuzun çetrefilli cümleler, duruma göre hepsi kullanılıyor.

Bir ressam olduğunu, betimlemelere çok başvurduğunu söyledik. Ressam derken onun fonu ve perspektifi geniş tuttuğunu söylemek istiyoruz. Birbirine bağlanan, birbirinin içine geçen hikayeler toplamı kamil Erdem’in her bir hikayesi. Ayşen Işık’ın kitabında zikrettiğim ifadelerle bina edilen anıtsal durumlar bu kitapta da mevcut. Bir dil cambazı Kamil Erdem bence. Şimdiden sonraki muhabbetlerin dinlemek için can attığımı söyleyebilirim…

Şiirsellik ve müzikalite akraba olduğu için eserlerde biri varsa diğeri de oluyor çoğunlukla, ama arada fay hatları, kırıklar oluyor çok, romanın ve öykünün özgün imkanlarının olduğu melez anlatım. Bir kırık segah diye özetlemek daha doğru…

Not: Ben bu ifadeleri kullandığımda Kamil Erdem henüz Haldun Taner Öykü Armağanı ile mükafatlandırılmamıştı…