Canı Sıkılan Zürafa Mektup Yazıyor

Gölge Konuşuyor:

Son zamanlarda okuduğum çocuk kitaplarında çıtayı biraz aşağı çekmiştim. Bu eser tercihimi yeniden gözden geçirmeme neden oldu. Özellikle yerli yazarların fazlasıyla didaktik eserleri baydı. Çocuk karakterler çocuk değildi bu eserlerde, daha ziyade yetişkin kontenjanındandı…

Yalnızlıktan sıkılan ve ufuğa bakmaktan sürekli boynu uzayan zürafa, yine canı sıkılan ve bu nedenle posta olmak isteyen pelikan sayesinde uzaklarda bir yerde sıkılan penguenle mektup arkadaşı olurlar. Pelikan isteğini ağaca astığı bir ilan ile duyurması maceralı bir hayatın başlangıcı olur. Ancak ilk mektup hengameli bir işti çünkü mektubun kime gönderileceği belli değildi. Ufkun öte yanındaki ilk kişiye bırakılacaktı ama ufka ulaşamıyor bir türlü pelikan. Artık bir noktada kendini karar mercii olarak gören pelikan karşısına çıkan ilk canlı Fok’a değil, fok aracaılığıyla Balina Denizi’nde tek mektup alan kişi Penguen’e ulaşacaktı. Fok denizdeki posta hizmetlerini gerçekleştirdiği için ikisi beraber çalışmaya başlarlar.

Penguenle zürafanın mektupları keyifliydi. Görünüşlerini birbirine anlatırken şaşırırlar. Misal, penguen daha önce duymadığı için boyun diye bir şeyin varlığına pek şaşırır. Bu arada penguenin, tamamı kafa olan ve bundan dolayı da zeka küpü olan balinaya zeki olduğunu gösterme çabaları da hayli komik… Tarafların okur yazar olması avantaj sağlamış kendilerine. Ne var ki, Zürafa’nın yazısı, kargacık, burgacık, Penguen’in yazısı ise inci gibi. Tabi biz mektupları birer görsel olarak okuyoruz kitapta.

Sekiz yaşındaki öğrencinin önerdiği bu kitabın didaktik bir tarafı yok, mesaj kaygısı taşıyıp taşımadığından da emin değilim. Ama kişioğlu isterse eserden çeşitli mesajlar çıkarabilir… Ama belli ki bu tür çocukça eserler çocuğun dünyasına daha çok dokunuyor…