Kumkurdu 1-2-3

Gölge Konuşuyor:

  1. Kitap: Kum Kurdu
  2. Kitap: Daha Fazla Kum Kurdu
  3. Kitap: Daha da Fazla Kumkurdu

Böyle bir anlatıma şahit olunca aklını, beynini seveyim dedim kitabın yazarına. Hayıflanıyorum gerçekten. Çocukların arasında o kadar çok zaman geçiren ben niye bu bakış açısını, bu dili yakalayamıyorum? Sonra kendime dönüyorum. Sen üsttencisin diyorum. Tek istediğin onları yontmak, biçimlendirmek, kendine benzetmek. Onların dünyasına nüfuz etmek gibi bir planın var ama sözde…

Kitapta çocukça bir bakış açısı var ve dünyanın en evrensel dili çocukça kullanılmış. Anlatan bir yetişkin olduğuna göre bir seviye üste çıkmış demektir. Çocuk edebiyatını bilmeyenlerin çocuk kitapları yazmak için bir seviye alta inmek gerektiği gibi yanlış düşüncelerini çürüten bir dil buradaki.

Tamamen hayallerden oluşuyor gibi görünse de çocuğun kendine yarattığı dünya, istediği kadar saçma olsun, onu tanımamız için bir referanstır. Onun dünyasını çözen kodlar vardır burada. Küçük bir çocuk ile bir kumkurdunun dostluğunun anlatıldığı bu hikaye sözünü ettiğimiz dünyanın ne derece basit ve ne derece karmaşık olduğunu hatırlatıyor biz yetişkinlere. anlayabilenlere tabi ki…

Dizinin bir maceradan ziyade yoğun bir didaktizm olduğunu düşünenler olabilir. Bu didaktizmdeki ölçüyü kaçırmamızdan dolayı okuma alışkanlığını eğitime kurban ettik şimdiye kadar. Bence abartmamak koşuluyla mesaj verilebilir. Bu mesajın görünür ya da örtük olması önemli değil. Önemli olan yazarın bu mesajı ve mesaj üzerinden bir öğretiyi gözümüze sokmaması. Biz yetişkinler bile bu türden tutumlara kızarız ve değersiz sayarız. Gerçekliğin (yazarın gerçekliği) bir perdenin arkasında belli belirsiz verilmesini ya da hissetirilmesini bekleriz. Bu seferde somut işlemler dönemindeki çocuğu böyle şeyler veremezsiniz diye itirazlar yükselecektir. Ama çocuk kitabını çocuk edebiyatı olarak etiketlemek için buna ihtiyaç var. Behrengi’yi genelde sevmez çocuklar söz konusu ettiğimiz bu örtük didaktizmden dolayı. Bu kitabı sevmeyen çocuklar var, ama sevenler daha çok. Ama ben oldukça etkilendiğim bu dizi üzerinden çocuğun soyutlama becerisinin olmadığı tezini de tartışmaya açabilirim. Mesela dizinin ilk kitabındaki “sonsuzluk” kavramı üzerine yapılan konuşmalarda çocuk bu sonsuzluk kavramını öğretmen-filozof kumkurdu sayesinde bir yere koyabildi. Buradaki sorun biraz da kavramı verecek olacak yetişkinin, çocuğun dünyasına olan yabancılığından dolayı nasıl öğreteceğini bilmemesi…

Bu arada kitaplardaki yazı resim oranı yazının lehine gerekenden fazla. Bu bakımdan ilk bakışta çok fazla yazı olduğundan sanki daha büyük çocuklara önerilebilir hissine kapılabilirler. Kitaplar daha ziyade yedi-sekiz yaş gurubunun duygu dünyasına karşılık gelebilir. İlkokul ikinci sınıf öğrencilerine ikinci dönemden itibaren okutulabilir…