Kırışıklıklar

Gölge Konuşuyor:

Üzen, yaralayan bir hikaye. Buna rağmen başınızı topraktan çıkarmıyorsa boşa gitmiş bir okuma.  Kalbe dokunuyor ama üzüldüğümüz ne? Yaşlıların kaderi mi, ve yahut ileride yaşlanacak bizlerin hali mi? Eğer ikincisi ise siz “kendinize müslümansınız.”

İspanyol çizer Paco Roca çok az değinen bir konuyu işlemiş: Yaşlılık. Günümüz modern toplumunda ve buna bağlı çekirdek aile yapısında yaşlıların yeri yok. Ve hikayede görüldüğü yılkıya, ıskartaya ayrılmışlar yaşlılar. Roca bize, aslında yaşlılığı tam olarak algılamadığımızı gösteriyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde eski bir film aktrisinin emeklilerin devletin sırtında kambur olduğunu söylemesi ve yığınla insanın aynı zihniyette olması bir kez daha yaşlılığın önemsizliğini göz önüne seriyor ülkede.

Modern insan yani iktisadi akıl kar zarar hesabı yapadursun farkında olmadan kaybettiklerimizi görmek babında da oldukça değerli bir kitap. Yaşlılığın binbir hali sergilenmiş. Yaşlıların bakış açıları da yedirilmiş hikayeye. Farkındalık işte böyle bir şey dedirtiyor.

İhtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bu insanların istekleri de sınırlı, hayalleri zaten yok, sonlara doğru hayal kuranın acınası halini gördükten sonra da ikilemde kalıyorsunuz. Yaşlıların bakış açısıyla yaşlıların evi bir tür kapatılma biçimiyken, firari duruma düştükten sonraki acizlikleri de yine insanı çaresiz bırakan türden. Her şeye rağmen bu insanları çocukları ve torunlarından ayırmayan bir formül en doğrusu dışarıdaki tüm kargaşaya rağmen.

Çizgilerde göze batan bir olumsuzluk göremedim. Hikayeye kendinizi kaptırıyorsanız eğer, demek ki bir kusur yok çizgilerde. Bu arada dalga geçilecek ve gülünecek birçok unsuru da bir trajedinin parçası haline getirmek başlı başına ustalık gerektiren bir durum…