Mutlu Prens

Gölge Konuşuyor:

Bildiğimiz masallar işte. Annelerimizin, ninelerimizin çocukluğumuzda anlattığı masallar. Modern anlatılara uyarlanmış haliyle değil tamamen geleneksel kalıplarda yazılmış. Tabi ki çok güzel anlatılmış, çok güzel kurgulanmış, ilgi ve merak uyandırıyor. Ama işte bu tür geleneksel anlatılar ahlak dersi vermesi nedeniyle günümüzün okuruna pek hitap etmiyor. Ne diyorsun, boş konuşuyorsun, masal bu, abartılı öğeler, bildik kalıplar olacak zaten diyen çok olacaktır. Ne var ki, anlatan kişi modern anlatının ustalarından biri sayıldığı için biraz daha melez bir anlatı beklentisi içinde oluyorsunuz.

Aklıma tabi ki Hans Christian Andersen geliyordu masalları okurken. Sanki Andersen’in öykülerine fazlasıyla gönderme vardı. Aynı zamanda Dickens’ın Noel Şarkısı’nı hatırlatan unsurlar vardı. Yine Swift’i hatırlatan bazı unsurlar da yok değildi. Örneğin Bencil Dev adlı masalda saydığımız bu unsurların tamamı vardı. Dev’in bahçesinde kışın  ancak yüreğine sevgi tohumlarının ekilmesiyle terk eder. Başlangıçtaki o suratsız dev de bu şekilde cenneti garanti eder ya.

Bir çok masalda olduğu gibi hikayenin ağırlığı sonundaydı. Çoğu zaman beklenmedik sonlar vasıtasıyla hataların ve yanlış anlamaların önüne nasıl geçileceği merak konusu oluyor. Beş öykünün tamamında da son çok böyle olmamışlık, eğretilik yaşattırmadı okura. Bu nedenledir ki klasikleşmiş bir eser var karşınızda.

Hem farkındalık yaratan durumlar var, hem de koşulsuz sevgi ve aşkın karşılıksız bedellerinin yarattığı umutsuz ve inançsızlık da yer yer rahatsız edici boyutta var. Gül ve Bülbül’deki bülbülün tüm fedakarlığının aşktan anlamayan sevgili tarafından berhava edilmesi ile Sadık Dost’taki diğerkamlık ya da koşulsuz sevginin abartılı hali melodram sınırlarında. Sadık Dost’un iyilik meleği Hans’ın Kirbitçi Kız ile aynı kaderi paylaşması da manidar oldu gerçekten.

Kötülerin cezalandırılmasından ziyade onların iyi taraflarının ortaya çıkarılması tercih edilen bir durum Mutlu Prens’teki gibi. Ama Sadık Dost’ta tam tersi bir durum söz konusu. İyilik bulanın iyilik yapmak zorunda kaldıktan sonra bundan karşılık umması ise hani kimilerini etkileyebilir, lanet ettirir. Beni de etkiledi ama yine de şaşırtıcı değildi sonuç….

Tüm günahlarının resmi geçidiyle karşılaşan mutlu prensin bunu yaşarken anlamamış olması onun her şeyi bilinçsizce gerçekleştirmesi sonucu olduğu ortaya çıkıyor. Hayatın bütünlüğüne vakıf olamadığı için, resmin tamamını görmediği için tüm kötülükleri gerçekleştirdiği sonucu bana fazla iyimser geldi. Bir heykelin bir insandan daha çok kalbinde sevgi olması da ne tür bir mesaj barındırdığı muamma.