Kör Adamın Bahçesi

Gölge Konuşuyor:

11 Eylül saldırılarının yankıları geçen yirmi yıla rağmen devam ediyor. Eylemi gerçekleştirenlerin kim olduğu ve niyetlerinin ne olduğuyla ilgili çok şey söylendi. Tüm bunlar tartışma konusu. Ancak saldırıları gerçekleştirenlerin, saldırı sonrasındaki kaosun sonuçlarıyla pek ilgilenmedikleri ortada. İlgilenmiş olsalar bile olan bitenlere üzüldüklerine dair pek bir şey söylemek zor. Eğer bu saldırılar Müslümanlar adına yapılmış ise bile, bir öngörüsüzlük söz konusu olabilir.

Kör Adamın Bahçesi bu konulara tartışmaya açıyor. Etraflıca bir tartışma. Bu da romanın zengin bir içeriğe sahip olduğunu gösteriyor, roman sanatına çok özel katkılar sunmamış olsa da. 11 Eylül’ün özellikle Müslümanlar arasındaki yansımaları geniş bir şekilde yer almış romanda. Biçimsel yönünün yani edebi yönünün zayıf olması önemli bir kusur sayılmıyor bu bakımdan. Şunu söylemem gerekir ki, olay örgüsünün ön plana çıktığı bu romanda spoiler olmamayı becereceğimi düşünmüyorum. Yorumu okuyor olanları bu konuda uyarmam gerekir…

Bir ailenin etrafında dönen hikayede ailenin iki genci Jeo ile Mikail’in 11 Eylül sonrası Amerika’nın Taliban ve El-Kaide militanlarına olan saldırıları neticesinde sivil kesimlere destek olmak için Afganistan’a gitmeleri hikayenin odağı. Yaşanan vahşetin ortasında, taraflar arasında sıfır tolerans varken Florence Nightingale’i oynamak ne derece gerçekçi tartışılır. Kardeşler giderken sıhhi malzemeleri değil tabancalarını yanına alırlar. Böyle bir savaşın ortasında da tarafsızlığın mümkün olmadığını anlarlar. Dağdayken üzerlerine gelen roket güdümlü el bombasından sonra da ailenin hikayesi trajediye dönüşecektir.

Sağ kalan Mikail aslında ailenin evlatlığıydı. Jeo’nun babası Rohan komünistlerle işbirliği yaptığı gerekçesiyle anne ve babaları Amerikalılar tarafından alınan ve akibeti belli olmayan durumundan dolayı Mikail ve abisi Basie’yi evlatlık olarak alır. Rohan, Basie’yi kendine damat yapar ayrıca.

Ailenin entelektüel geçmişi romanın hemen başında dillendirilir. Rohan’ın entelektüel İslam şehirleri Bağdat, İstanbul, Delhi, Kahire ve Mekke’yi dolaştıktan sonra oluşturduğu okul Sebatkar Ruh bu geçmişin bir devamıdır. Ama Rohan’ın okulu eski bir öğrencisine devrinden sonra cihatçı yetiştiren bir kuruma dönüşmesi çürümenin başlangıcı.

Çürüme savaşta daha fazla hissedilecek. Amerikalılar sivil kesimin zarar görmesinde pek özen göstermiyecektir. Savaş ağaları ise adam ispiyonlamak ve doğrudan teslim etme etme nedeniyle vahşetin ve dehşetin boyutlarını arttıracaktır.

Bir aksiyon romanı havasında olsa da romanın ağırlığı başlangıcı ve sonundadır. Amerikalı bir esirin olması ve bu esirin cihatçılardan saklanması. Kar leoparının durumu romanın üçüncü bölümünde heyecanı arttıracaktır.