Bıçkın ve Orta Halli

Gölge Konuşuyor:

Bir roman üçlemesinin üçüncü kitabı. En başında niyetim aslında yapılan övgülerden dolayı bu kitabı okumaktı. Ancak sıralı okuma takıntımdan dolayı önce diğer iki kitabı (Kuşevi’nin Efendisi, Yaralı Kalmak) okudum. Aslında bıçkınbuna ilk iki kitapta yaşadığım sıkıntıdan dolayı gerek yokmuş. Romanların art arda devam eden bir konusu yokmuş. Sadece tematik ve teknik bir benzerlik var. Üç roman da roman niyetiyle değil temrin olarak yazılmış. Temrinin ne olduğunu Yaralı Kalmak ile ilgili yorumumda açıklamıştım. Bıçkın ve Orta Halli biraz romana benzediği için diğer iki kitaptan ayrılıyor bence.

Bıçkın ve Orta Halli’nin yazar kahramanı bir arkadaşının bir yorgancıyı öldürmesinden sonra cinayetin  nedenini sırf merakından dolayı öğrenmeye çalışır ve araştırmaya başlar. Bunun yanında yazar aslında Bıçkın ve Orta Halli adlı bir romanda yazıyordur. Dolayısıyle yazar cinayet ile ilgili öğrendikleri üzerinden romanını kurar.  Bu durum yazarın okur ile, okurun da yazar ile  özel bir ilişki kurmasına neden olur. Çünkü yazar  olayın nasıl sonuçlanacağını merak etmekte. Bu duygu yazardan da okura sirayet etmekte.

Cinayet ile ilgili araştırmasını romanına malzeme olmasından dolayı değil, sırf merakından dolayı yaptığı için zaman zaman romanı yazmayı bırakır kendisini sadece olaya odaklar. Gerçekte bir dönem bir bankada beraber çalıştığı arkadaşının neden bir yorgancıyı öldürmek isteyeceği çok büyük bir soru işaretidir. Bundan dolayı maktulun cenazesine gider.  Cenazede özellikle Hallaçlar ve Yorgancılar Dayanışma Derneğini’nin cinayete aşırı tepkisi dikkatini çeker. Ayrıca katille yakınlığını gizleyerek maktülün tanıdıklarıyla tanışır ve yakınlıklar kurar.

Ara ara da romanına döner yazar. Başka metinlerden faydalanır. Hatıralar, günlükler, mektuplar, tutanaklar, gazete kesikleri, kasetler vs. sayesinde romanın zenginleştirir,  katmanlandırır. Bu sayede de roman usta işi bir metinlerarasılığa dönüşür. Sonuçta yazar bu noktada amacını belli ediyor.  Yazarın en büyük amacı bir olayı çözümlemek değil, yazının büyüsünü ortaya koymak. Bunu başarıyor ve okura da kabul ettiriyor. Ustalıkla…

Kitaptan:tara0006

tara0005