Rehber

Gölge Konuşuyor:

Hintli bir yazarın insan doğasının karmaşıklığını oldukça sade ve basit bir dille, İngilizce olarak yazdığı bir roman. Karmaşıklığın basit hale getirilmesi romancı sorumluluğudur tabi ki. İfade süslü, estetik görünmüyor ama anlatılmak istenen şeyin başka türlü açık edilmesi de zor. Roman şiir değildir nihayetinde, o kadar imgelere boğmaya gerek yok.

Karmaşıklık ve basitliğin yanında, dünyevilik-kutsallık, günah-kefaret gibi insan doğasının çift yönlü kişilikleri işleniyor romanda. Uçlardan ziyade bu ikiliklerin birbirine akışları  işleniyor. Bunun nasıl gerçekleştiğinin ayrıntıları var romanda.

Benzetme demeyeceğim ama roman karakteri bana Türk edebiyatındaki iki romanı ve bu romanların karakterlerini anımsattı. Bir tanesi Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır’ı, diğeri de Aziz Nesin’in Tek Yol adlı romanlarıdır. Bu iki romanda da yoksulluğun ve çaresizliğin insanları birtakım yanlış inançlara (siz doğru inanç da diyebilirsiniz) nasıl yönlendirdiğini görmüştük. Yaşar Kemal’in kutsallık bağışlanan iyi karakteri de, Aziz Nesin’in sahtekar, dolandırıcı karakteri de bu yola aslında kendi iradesiyle sürüklenmiş değildi. Rehber’in Kaju’sunda bu iki karakterle benzerlikleri var. Nihayetinde Kaju’ya bağışlanan kutsallık kendi seçimi değildi. Ne kadar dolandırıcı olduğu yargılandığı mahkemeye söylemeyip, sonradan kendine inananlara söylemesi aslında onun dürüst olduğu sonucunu da çıkarabiliriz. Onun seks ve para düşkünlüğü  olmasaydı böyle bir hikaye olmayacaktı belki de.

Sahtekarlık var ama en azından züppelik yok Kaju’da. Yüzünde sürekli müstehzi ifadeyle gezdiğini söyleyemeyiz, melankolik de diyemeyiz. Normal bir insanın ruh haline sahip. Kendisiyle çok da barışık olduğunu söyleyemeyiz. Yer yer kendisini sevmediğine dair şeyler söylüyor ya da pişmanlıkları var. İnsanların saflığından ve cahilliğinden yararlanması tüm suçun onda olmadığını gösterir bence.

Rosie gibi idealize fakat mağdur edilmiş bir karakterin romanın merkezine konulması ancak okurun Kaju ile ilgili şüphelerini arttırır ve onun kadına zarar vereceğiyle ilgili tedirgin bir bekleyiş söz konusudur. Romancı bir şekilde bizim Kaju’ya mesafeli durmamızı sağlıyor. Nihayetin Kaju’dan nefret etmiyorsunuz ama sevemiyorsunuz da…