Mai ve Siyah

Gölge Konuşuyor:

Kitapta en çok kendimi vererek okuduğum kısım hiç şüphesiz kitabın sonundaki uzun eleştiri yazısıydı. Şimdi bu yorumda o eleştiri yazısından biraz kopya çekeceğim doğrudur. Ama aklımda başka şeyler de var. Çünkü söz konusu eleştiri daha ziyade bir iç-eleştiri. Oysa ben bu romana neden bu kadar değer biçildiğini anlamaya çalıştım. Şüphesiz ki klasik türk romanın alışılmış bazı karakterlerine yer vermiyor bu roman. Çünkü artık “alafranga züppe” gibi tiplerden gına gelmiştir. Artık bir doğu-batı çelişkisini açıklayan bir temsilin ötesine geçmeli roman. Bu haliyle Mai ve Siyah’ı tek bir kişinin, Ahmed Cemil’in hikayesinin anlatıldığı bir roman olarak görmek mümkün. Ahmed Cemil bir temsil olmaktan çok kendisi. Belki dönemin Servet-i Fünun edebiyatının standart bir tipidir Ahmed Cemil ama roman onun yapı ve sistemle etkileşimini işlemiyor. Bu haliyle romanın bireyi işlemekten ziyade, roman sanatının inceliklerini işlemeye istekli olduğunu söyleyebilirim. Bunu çok iyi başarıyor mu? Ben “kısmen” diyeceğim. Zaten Tanpınar’da romanın biraz yüzde kaldığını söylüyor.

Romanı hangi akıma dahil edeceğime de karar veremedim yalnız. Zaten geçmişten beri akımları birbirine karıştırdığım için bu iş bana hep zor gelmiştir. Ama ben yine de bir realist roman olarak anılmasına rağmen Mai ve Siyah’ın natüralist bir roman olduğunu düşünüyor. Bunu da anlatının iki kere iki dört eder şeklindeki doğal ve kaçınılmaz olanı anlatmasından dolayı söylüyorum. Her şey bir doğal kadercilik bakışıyla verilmiş. Yani bir şey olacak Ahmed Cemil mutluluğa erecek diye bir beklenti yok.  Ama Ahmed Cemil hangi seçenekle karşı karşıya kalırsa ne olurun cevabı da arıyoruz. Örneğin beklenmedik bir şekilde eniştesini tokatlaması gibi. Romanda çok fazla iniş çıkışların olmaması da okuru bir noktadan sonra koparabilir. Hatta romanın özetini çıkarın derseler iki üç satırda işi hallederim. Ayrıca baş karakterin bitip tükenmeyen melankolisi de okuru bıktırabilir.

Evet Ahmed Cemil bir ilk olmalı. Yani ilk tutunamayan. Bundan dolayı da söz konusu karakterin tedavüle girmesinden dolayı romanı bir kült kitap olarak görebiliriz. Selim İleri gibi bazı yazarların Uşkalıgil’den neden bu derece minnetle bahsettiklerini şimdi anladım. Tanpınar’ın ve çömezlerinin heyecanını da anlayabiliyorum…