Euthydemos

Gölge Konuşuyor;

Platon, meşhur kahramanı Sokrates aracılığıyla bize tartışma sanatının inceliklerini gösteriyor.  Bu diyalogta Sokrates’in karşısında iki sofist var: euthydemosEuthydemos ve Dionysodoros.  Sofistler, Sokrates’ten çektikleri kadar hiç kimseden çekmemişlerdir herhalde. Sokrates sofistlerin tartışmayı eğlenceye, oyuna dönüştürmesini eleştirir, sofistlerde Sokrates’den  sürekli boş lakırdılar tekrarlamamasını tembih ederler. Sokrates sofistlere laf yetiştirmekte geri kalmaz, ancak zaman zaman ağa takıldığını, kelimelerin tuzağına düştüğünü de ifade eder arkadaşı Kriton’a. Sokrates’in daha çok savunmada görüldüğü bu diyalogta erdem, iyi şeyler, bilgili olmak ve bilgelik ile ilgili kıyasıya tatışmalar yaşanır. Bu kavramların ne olduğunun yanında ne olmadığı ile ilgili mantık da yürütülür aynı zamanda. Mesela sofistlerin ‘Ben bir şey biliyorum o halde her şeyi biliyorum.’ Şeklindeki önermesini yanlışlamaya çalışır; başka bir örnek ‘Şu ya da bu kadar altının olması iyi bir şey midir?’ şeklindeki soru da Sokrates için çetin bir sınavdır…

Sokratik diyaloglar  günümüzde edebiyatın da sıkça kullandığı  bir malzemedir. Bu türden diyaloglar, farklı düşünce ve görüş temsillerinin tartıştığı edebiyat eserlerinin başında da Dostoyevski’nin romanları yer almaktadır…

Düşündüm de Sokrates karşıma geçip şunları söylese:

Sokrates Konuşuyor;

Evet, Kriton, onlara şunu kabul ettirmek güçtür: iki şey arasında bulunan ve bu iki  şeyin hem birinden, hem ötekinden pay alan insanlar veya başka herhangi bir şey, bu iki şeyden biri iyi, öteki kötü ise, birinden üstün,ötekinden aşağıdırlar, ayrı ayrı sonuçlara giden iki şeyden pay alıyorsa, paylaştıkları unsurlardan herbirinin gerçekleştirmeye yarayabileceği sonuç bakımından, her ikisinden de aşağıdadırlar; ve ancak ayrı ayrı sonuçlara giden iki kötü şeyden pay alıp, bu iki şey arasında bulunmaları halindedir ki, pay aldıkları iki unsurun herbirinden üstün olurlar.  Şimdi, felsefe ile siyaset alanında çalışmanın, ayrı ayrı sonuçlara giden iyi şeyler olduğunu kabul edelim: bu adamlar, her iki şeyden de pay alıyorlarsa, ikisinin arasında bulundukları için, iddialarının hiç değeri yoktur.; çünkü her ikisinin de aşağıdırlar; biri iyi, öteki kötü ise, birinden üstün, ötekinden aşağıdırlar; ancak, her ikisinin de kötü bir şey olması halindedir ki, haklı olabilirler: yoksa, bu imkansızdır. Ama, öyle sanıyorum ki, onlar, ne her ikisinin de kötü olduğunu, ne birinin kötü, ötekinin iyi olduğunu asla kabul etmeyeceklerdir.  Dolayısıyla, her ikisinden pay aldıklarına göre, fiiliyatta siyasetle felsefenin, elde edilmesine yaradıkları sonuçların her ikisinden de aşağıdırlar. Gerçekte, üçüncü sırada geldikleri halde, herkesin gözünde birinci sıraya geçmek isterler. Bu başa geçme hırslarını bağışlayalım ve kızmadan onları oldukları gibi görelim: sözlerinde aklın en küçük bir payı bulunan ve işini yiğitçe bir azimle yürüten her kimseyi iyi karşılamalı. (sf. 76-77)