Aşk Zamanı, Martin Walser

Gölge Konuşuyor:

Martin Walser’in romanından haz almak için biraz felsefeyle haşır neşir olmak gerekiyor. Yazarı da kahramanı da felsefeci zaten.  Örneğin hazcılığı ve tara0008duyumculuğun ne olduğunu bilmek gerekir. Edebiyat şurasından ya da burasından felsefeye bulaşmıştır gerçi, bulaşmamışsa, o zaman  metnin edebi değeri tartışma konusu olur. Aşk Zamanı’nda, farklı olarak, roman içinde  edebiyatın alanı felsefe tarafından bir hayli  işgal ediliyor. Tabi kurguya yedirilerek. Bağımsız alt metinler olarak değil.

Romanın merkezinde,  bir doktora öğrencisi genç bir kız olan Beate’nin, La Mettrie adlı bir 18. Yüzyıl Fransız filozofuyla ilgili araştırması sayesinde daha önce aynı filozofla ilgili araştırma yapmış Gottlieb Zürn’le yolunun kesişmesi, vardır.  Gottlieb’in yaşı kemale ermiştir. Ama yaşlı olduğunu kabul etmez. Ayrıca felsefe çevrelerinde Wendalin Krall olarak da tanınmaktadır.  Araştırmalar, tartışmalar bir süre sonra ikili arasında bir aşkın doğmasına neden olur. Hatta ölü filozofun erotik bir hikayesindeki rollere bürünüp erotik bir atmosfer katarlar hikayeye.

Lessing’in gayrı ahlaki bulduğu La Mettrie, ruhçuluğu reddeder. İnsan bedenini felsefesinin merkezine koyar, ruh-beden ayrımına karşı çıkar. Bütün bunlar onun insan bir makinedir adlı sözünü söylemesine neden olur.  Ne var ki bu felsefesi yanlış anlaşılmıştır. O aslında makine derken insan  merkezli bir organizasyondan bahsetmekte. Ölü filozof zaman zaman  hikayenin asıl kahramanıymış gibi görünebilir  okura.  Yine de Gottlieb ve Beate ile birlikte üç kahramandan biri olduğunu söylersek yanlış olmaz.  Walser’in romanı okumak için biraz efor istiyor. Didaktik olduğunu söyleyemem. Her şeye rağmen zaman zaman eğlendirmeye çalıştığını da düşünüyorm. Şimdiden merak etmeye başladım Martin Walser’in diğer eserlerini…

Kitabın Sayfalarından:

…Gottlieb, Beate’ye borçlu olduğu ateşliliğinden bir parça Anna’ya da aktarmak zorunda hissetmişti kendini. Birbiriyle gerçekten konuşabilseler, o zaman Beate’ye –etkisinin bir kanıtı olarak- o ortaya çıktığından beri Zürn çiftinin her zamankinden daha ateşli bir ilişkileri olduğu söylenebilirdi.  Ama bu mümkün değildi, evliliğin yürürlükten kaldırıldığını bilmek, Beate için hayati bir önem taşıyordu. Gerçekten de Anna ile aralarında hiçbir şey olmadığı yalanı,  sonraları gittikçe daha fazla gerçeğe dönüşmüştü. Arada sırada birlikte olduklarında ise Gottlieb’in hayallerini sadece Beate süslüyordu. Beate deyim yerindeyse galip gelmişti. Evet, sadece sen varsın, diye ona yeminler ettiğinde gerçeği söylemişti. Gerçek vardır. Anlık olarak.

Bu anlara mutluluk deniyor. Sonra yine susarak gizleme yükümlülüğü hakimiyet kazanır kazanmaz, her zamanki mutsuzluk başlar. Bunun bedeli ödenir. Bu nedenle mutsuzları suçlamamak gerekir. Dünyanın hiçbir dilinde. Mutsuzlar hesabı kapatmıştır.

Biraz arsızcaydı, değil mi? Dedi Beate. (sf. 199)