Geceleri Sessizdir Tahran

Gölge Konuşuyor:

Devrim inancı olan birini bir başkasının anlaması çok zor. Genelde bu tür insanlar hayalci, romantik, ütopik ve saplantılı olarak değerlendirilir. Devrim olmasa bile sürekli devrim fikri ile yaşamaya devam ederler. Geceleri Sessizdir Tahran kırk yıl boyunca devrim fikri ile yaşayan insanların hikayesi. Üstelik bu insanlar ülkelerinden uzakta sürgün yaşamı sürerken bu fikir yok olmuyor. Evet bu sözünü ettiğimiz insanlar İranlı. İranlı bir aile. Sürgün olarak yaşadıkları ülke ise Almanya.

Şöyle eleştiriler yapılabilir romana: Efendim anlatıcı sadece hikayesine odaklanmış, hikayeyi anlatacak dili ve kelimeleri özenle seçmemiş. Ayrıca da okurun duygularını harekete geçirmeyi hedeflemiş. Bunun yanında hikayeyi bir düşünceyi meşru kılmak için araç olarak kullanmış.

Roman sanatıyla ilgili olarak son yıllarda kurmacayı siyasanın aracı kullanmayı değil, siyasayı kurmacayı yedirmenin daha doğru olduğuna dair bir anlayış gelişmiştir. Bu aslında sanat sanat için mi ya da sanat toplum için mi şeklindeki eski bir tartışmanın devamı. Ama ben hiç bir zaman bu tartışmanın bir parçası olmak istemiyorum. Çünkü eseri güzel yapan kullanılan dil ve kelimeler, üslup yani. Bütünlük ve içtutarlılık da önemli ama önem bakımından daha sonra gelir. İster toplum için olsun, ister sanat için olsun bir esere iyi ya da kötü denilebilir. Dağarcığımda bunu destekleyen birçok örnek.

Bu noktadan sonra soru şu olmalı: Geceleri Sessizdir Tahran nasıl anlatılabilir başka türlü. Bu hikayeyi anlatacak kelimeler bunlar değilse hangileri olmalı. Burada şu sorun ortaya çıkıyor romancı bir fikirden mi yola çıkıyor bir hikayeden mi? Diyelim ki hikaye. O zaman kurmaca eserin dış dünyaya göndereceği mesaj olmamalı fikri mi ortaya çıkacak? Hiç roman yazmadım ama böyle bir anlayışla roman yazmak bana sorunlu geliyor. Bir derdi mutlaka vardır bence. Demek ki yaratılacak eser hem toplum için hem sanat için olabilir. Böyle bir eser mümkündür ve böyle olmalıdır.

Geceleri Sessizdir Tahran’ın eleştirmenlerden büyük övgüler aldığı söyleniyor. Ben o kadar övmeyeceğim ama bu eserin daha iyi anlatılabileceğine inanıyorum. 79’an başlayarak 2009’a on yıl atlanarak hikayeyi dört parça anlatmakorjina ama anlatı benim estetik kaygılarımı bir türlü gideremedi. Toplum için olan kısmı tamam, ama sanat için olanı…