Yeteri Kadarsa Çoktur

Gölge Konuşuyor:

Alt başlık, Thoreau’nun Alternatif İktisadı. Thoreau aslında bir alternatif iktisat yaratma niyetinde değil. Hoşnutsuzlukları var onun. Bunları gidermeye çalışıyor. Aynı zamanda hazırladığı reçeteleri duyurmaya çalışıyor. Hayatın sadeleştirilmesi,  haz ve eğlenmenin de olduğu bir boş zaman isteği, gelişen iktisadi hayatın birey istek ve ihtiyaçlarından ziyade kazanma hırsı, mevki ve makam açlığına sebep olması ve bu durumun özgürlüklere ket vurması söz konusu hoşnutsuzluklar.

Aşırı varlığın ve lüks tüketimin ihtiyaç karşılamaktan ziyade israfa ve boşa harcamaya neden olduğu düşüncesindeymiş Thoreau. Asıl zenginler yeteri kadarına sahip olanlardır. Yeteri kadarın ne olduğunun sınırları da çizilmiş. Temel ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra, bir miktar haz ve eğlenceye, bir miktar da eşya, alet ve edavata bütçe ayırmak olarak algınmalı “yeteri kadar” ifadesinden Thoreau terminolojisinde…

Thoreau, emeğe, sanayiye karşı değil. Sömürüye karşı çıkıyor, bir de sömürü düzeninin ve yarattığı hiyerarşik toplumun insanların gözünde tek seçenekmiş gösterilmesine karşı çıkıyor. Andre Gorz’un kelimeleriyle “iktisadi akla” karşı çıkıyor. Tüm buradaki istekler yapay maddi istekler ve bu istekler ekonomizme zincirlenmekten başka işe yaramazlar. Tam da Thoreau’nun alternatif iktisat olarak adlandırdığı kendi öz kültürünü oluşturma projesi bu noktada faaliyete geçiyor.. Piyasaya daha az bağımlı olmanın da bir yolu olarak düşünüyor bunu.

Teknolojiye de bu minvalde karşı çıkıyor teknolojinin bizi sömüren bir araç değil yaşamımızı kolaylaştıran bir araç olması gerektiği… Yine doğa üzerinde tahakkümün azaltılması gerektiği ile ilgili düşüncelerden dolayı onu ilk sivil itaatsiz olarak kodlamanın yanı sıra ilk çevreci olarak da kodlayabiliriz…

Zamanın iktisatlı kullanımı diye bir şey söylemiştik ki, Thoreau öğleden öncelerimi ve öğleden sonralarımı benden alınca elimde bir şey kalmıyor derken işin yaşamı o kadar da kuşatmaması gerektiği düşüncesinde. Zaten en büyük hedeflerinden biri de niyetlerini gerçekleştirmek için onun bu zamanına göz dikmeyen bir iş ihtiyacı..

Yani sadece temel ihtiyaçlarını karşılamak, örneğin bir ev satın almak için tüm yaşamı boyunca çalışmak. Bunun da yaşamın amacı olması durumu insanın insanlıktan çıktığı sonucudur.

Tabii Thoreau böyle yaparak kendi habitatını oluşturur. yaptığı şeyler artık sadece yaşamı idame ettirmek için araç değil amaç oluyor. Yetiştirdiği fasulyelere karşı bir sempati başlıyor içinde. Gorz ücretli emeğin insanı yabancılaştırarak yaşamı parçaladığını söylüyordu. Thoreau burada da kaybettiğimiz çok önemli bir şeyi tekrar onarmıştır.

Tüm bunların neticesinde Thoreau’nun tam olarak ne istedini anlayabiliyoruz. Zaten söylüyor “rahat bir yaşamdan ziyade tutkulu bir yaşam” isteğini…

Tabi bu çalışmada biz daha ziyade Thoreau’nun görüşlerinin yanı sıra Samuel Alexander’ın Thoreau ile ilgili araştırmasını okuyoruz. Bu çalışmayı daha doğru anlamak için Thoreau’nun kendi yapıtı olan Walden Gölü’nü okumak gerekir… Ayrıca yorum niyetine koyduğum bu şeyin de dağınık bir şekildeki notlarım olduğunu, bu notları düzenlemediğimi ve sıraya koyamadığımı özür dileyerek itiraf ediyorum….