Eğitim : Bir Kitle İmha Silahı

Gölge Konuşuyor:

Önce kimsenin kitabın adına bakıp aldanmaması gerektiğini söyleyelim. Kitap eğitime karşı değil. Eğitim üzerinden bir sistem eleştirisi de yapmıyor. Gatto’nun çalışması bir eğitime değil okula karşı, iki Amerikan eğitim sistemine karşı, üç Prusya tarzı zorunlu eğitime karşı. Valhasılı değil eğitim karşıtlığı eğitimi destekler pozisyonda ve yeni alternatifler geliştirme çabasında…

Benim alternatif eğitim ve eleştirel pedagojiye ilgim esasında çok öncesine dayanır. Alanla ilgili epey bir kaynak elimden geçtiği gibi bir süreli yayına da konu ile ilgili bir kaç yazı yazmıştım. Ama zamanla konuya ilgim azaldı. Azaldı demek aslında pek doğru değil. Konu ile ilgili çalışmalarda çok fazla yenilik görmediğim için pratik bir uygulama olmadıkça kulağımı tıkıyordum yeni incelemelere, çalışmalara. Ama işte gün geldi Milli Eğitim konuya beklenmedik şekilde ilgi gösterdi ve bana da bu kitapla ilgili kurumumda bir sunum yapmam istendi. Velhasılı bir ödev sorumluluğuyla okudum eseri.

1818 tarihli Prusya tarzı zorunlu eğitimin bireyi, toplumu değil kurumları ve konu ile ilgili kazanç sağlayan sektörün çıkarlarını koruduğu için karşı çıkılıyor zorunlu eğitime. Gatto da aynı mantıkla karşı zorunlu eğitime: Prusya tarzı eğitimin amacı ne bir kısa geçelim:

1-     Orduya itaatkâr askerler yetiştirmek,
2-     Maden ocaklarında çalıştırılmak üzere itaatkâr işçiler yetiştirmek,
3-     Hükümetlere azamî düzeyde tabi olacak sivil hizmetliler yetiştirmek,
4-     Endüstriyel yapıların emrinde çalışacak memurlar yetiştirmek,
5-     Kritik konu ve sorunlarda birbirine yakın düşünen vatandaşlar yetiştirmek.

Anlaşıldığı üzere aradan geçen iki yüz yıla rağmen değişen bir şey yok. Demek ki Eğitim hiçbir zaman aşağıdan gelen bir talep olmamıştır, devletin isteğidir, ayna zamanda sistemin ikna aygıtıdır. “zorunlu eğitim” düşüncesinin tarihi aslında daha da eskidir ve Platon’dan beri
birçok ütopyacı yazar bunun zeminini hazırlamıştır. Bu manada yazar Calvin, Francis Bacon, Spinoza, Thomas Hobbes, Johann Fichte, Charles Darwin gibi isimleri özellikle “fişlemektedir.” Ama Althusser haklıydı sistemin ikna aygıtıydı. Gramsci’nin de dediği gibi eğitim sayede elde edilen statüler (doktor, avukat, mühendis) sayesinde de bireyin sömürü düzeniyle barışık olması sağlanmakta…

Kitaptan Başlıklar ya da müsveddeler:
1. Öğretmenlik bir memuriyet mi yoksa eğitim paradigmasının başındaki liderlik anlayışı mı?  “Öğretmenlik kariyerimin ilk ayından itibaren girdiğim sınıflarda entelektüel gücün, yaratıcı sezginin ve iyi karakterin seviyesinin hep azaldığını ve aslında benim de tam olarak bu iş için
para aldığımı fark ettim (s.147). Okul artık (…) sanayicilerin siparişi üzerine tanzim edilen bir davranışsal eğitim laboratuvarına önüşmüştür. Devlet okulu sınıflarında otuz yıl bu yaratığa hizmet ettikten sonra 1991’de öğretmenliği bıraktığımda, gördüğüm ve ne yazık ki yaptığım
şeyler –beni affedin- konusunda tanıklık edeceğime dair kendime söz vermiştim. Bu kitap, benim o sözü tutma yollarımdan biridir (s.47).” Kitaptan iki pasaj…

2. Pink Floyd’un The Wall klip ve film: “Eğitime ihtiyacımız yok. Düşünce kontrolüne ihtiyacımız yok, sınıfta alay edilmeye hayır!
Öğretmen! Çocukları rahat bırak! Çünkü sonuç sadece duvarda başka bir tuğla olmak!” sözlerini içeren şarkının klibinde yürüyen bir platform üzerinde fabrikaya giren çocuklar yüzleri maskeli ve sıralara oturmuş tek tip öğrencilere dönüşmekte ve daha sonra tek tek
düştükleri öğütücüden standart “kıymalar” olarak çıkmaktadırlar. Bence milli eğitim ile ilgili en sert eleştiri..

3. Gatto, okuldaki eğitim süreçlerini yönlendiren pedagoji, eğitim psikolojisi ve öğretmen yetiştirme programlarına “düşman” olduğunu açıkça belirtmektedir. Ona göre okul eğitimi aracılığıyla dayatılan toptancı psikoloji öğrencilerin biricikliklerini ölüme mahkum etmiş,
uzmanlaşan pedagoji okul kurumunu şirketler ekonomisinin hizmetine sokmuştur.

4. Öte yandan çocukları öğretmenlerin anlık sorularına doğru cevap verme yeteneklerine göre zorla sıraya koyan bu psikolojik süreçler ya patolojilerin artmasına ya da yeni patolojilerin“uydurulmasına” sebep olmaktadır.

5. Gatto’ya göre okullaşma sürecinin en kötü sonuçlarından biri çocukluk süresinin uzaması olmuştur. On dokuzuncu yüzyıldaki anaokulu hareketini ve çizgi filmleri de çocukluğun uzamasını amaçlayan projenin bir parçası olarak gören yazar, çocukların zihinlerini gerçek
dünya fikirlerinden uzaklaştırdıkları için hayali karaketerlerle dolu çocuk gelişim teorilerini şiddetle eleştirmekte ve ailelere çocuklarının çocukluk sürelerinin uzamasına asla izin vermemelerini telkin etmektedir… !!!

6. Tektipleştirme, sınflandırma ve yarışmanın çocukları edilgin hale getirdiğini, boyun eğen, kaderine razı bireyler yarattığını…

7. Okulun “zamanı parçaladığına” dair tespiti bunlardan biridir.Kesintisiz ve derin bir uyku gibi kesintisiz uyanıklık zamanının da aynı derecede hayati öneme sahip olduğunu belirten yazara göre okul, zil sesleri, bağrışmalar, ziyaretçiler vs. gibi şeylerle on iki yıl boyunca öğrencilerin dikkatlerinin bölündüğü, yoğunlaşma yeteneklerinin baltalandığı ve psikolojilerinin alt üst edildiği bir yerdir.

8. Okul, kendisinin dışındaki gelişme yollarının aleyhine çalışan bir kurumdur. Aktif bir şekilde üretmekten alıkoyarak çocukları pasif tüketiciler haline getirir. Okula girdiği andan itibaren “yapma” talimleriyle karşılaşan öğrencilerde kayıtsızlık baş gösterir. Başkalarının çıkar ve ilgileri etrafında bina edilmiş okul gençlerde daimi surette bir “ait hissetmeme” duygusu besler.

9. Yazarın okul eğitimine alternatif olarak önerdiği eğitim şekli açık kaynaklı öğrenmedir… Açık kaynaklı öğrenme esnek mekanları ve esnek sıralama düzenlerini içine alan esnek zamanlı bir faaliyettir çünkü insan çeşitliliği bunu gerektirir. Kişisel olarak yönetilen bireyselleşmiş bir
eğitim olan açık kaynaklı öğrenmede kimin öğretmen olacağına hükümet değil öğrencinin kendisi karar verir. Öğrenci aktiftir ve kendi eğitim harcını karma sorumluluğunu yüklenir… Hayata değer katmanın okulla değil, okula rağmen gerçekleştiğine dair tezini delillendirmek
için Gatto, Amerika tarihinden – okula hiç gitmeden ya da okulu bırakarak- açık kaynaklı öğrenme şekillerini benimsemiş başarılı kişilerin örneklerine sıkça yer vermektedir. Benjamin Franklin, David Farragut, Jonathan Goodwin, George Washington, Thomas Edison ve Bernard
Shaw yazarın örnek olarak zikrettiği isimler arasındadır.

10. Müfredatının merkezine öğrencilerin öğrenmek istedikleri konuları ve kendi tespit ettikleri zayıflıklarının çözümünü koyan Gatto, genel hedefi de “kendi hayatına senaryo yazma becerisi” olarak belirlemiştir. Yine aynı bölümde“Gatto’nun Gerillaları” adını verdiği grubuyla
zorunlu okul eğitiminin zararlarına dair farkındalık oluşturmak için toplum genelinde yaptığı çalışmalara da yer vermektedir.

11. Yazara göre okul, ıslah çabalarıyla zaman kaybedilecek bir yer değildir, ortadan kaldırılması gerekir. Çözümün evvela bu sistemin içine hiç girmemek olduğunu söyleyen Gatto, bir açık kaynak öğrenme şekli örneği olarak sunduğu ev okulu projesini uygulayan aileleri tebrik
etmektedir. Sistemden kendini sıyıramayanlar içinse Gatto, son bölümde yer verdiği Bartleby projesini geliştirmiştir. Bir sivil itaatsizlik örneği sayılabilecek bu projeye göre ilk adım, ülkenin farklı yerlerindeki öğrencilerin “ben senin testini cevaplamak istemiyorum” şeklinde mevcut sisteme tepkilerini göstermeleri olacaktır. Yazar, ufak sayılabilecek bu tür reddedişlerin git gide büyüyerek okul sistemini kökünden sarsacağına olan inancını dile getirmekte ve kitabı sonlandırmaktadır.