Kaç Zil Kaldı Örtmenim?

Gölge Konuşuyor:

Meslekten birinin yazması ve benzer bir başlangıç yapmamız nedeniyle okumak istediğim bir kitaptı. Sanırım yaşadıklarını bir kurmaca ile anlatmak istemiş yazar. Ama bence romandan ziyade anı tadındaydı. Aslında arada kalınmış gibi; ne anı ne roman. Anı-roman. En kafa karıştırıcı sınıflamadır bu. Araya “tire” koyarak yapılan melez sınıflandırmalar. Roman bende katharsis etkisi yaratmış olsa da bir hamlık duygusu roman boyunca peşimi bırakmadı. Aslında böyle durumlarda gerçekliğe sadık kalma yerine bu tür gerçeklikten başka türlü bir kurgu yaratılabilir. Çünkü gerçekliğin kendisi bir dilsel zenginlik ile sunulmadı mı yüzeysel olma riski taşır.

Henüz yirmi üçünde Silvan’a atanarak öğretmenlik mesleğine başlayan genç hanım efendinin başından geçenlere şahit oluyoruz. Başlarken On İki Eylül’ün ülkeye huzur ve güven sağladığını inanan bir ailede yetiştiğini söylüyor genç öğretmen. Böyle diyerek romanın evrilebileceği noktalar hakkında da ipucu veriliyor. Nihayetinde Kürt ve Doğu algısı terörden ibaret olan bir Batılı’yla karşılaşıyoruz. Aslında onun da istisnaları saymazsak tüm Türkler gibi sivilleşemediğini söyleyebiliriz. Bir Kürt’e aşık olmasaydı belki bu konudaki görüşlerinde bir değişiklik olmayacaktı, kırılmalar yaşanmayacaktı. Hoş, sonunda tamamen sivilleşti mi, ondan da emin olamıyoruz. Ama bölgedeki benim de şahit olduğum bazı öğretmenler gibi nefretle yaklaşmıyor insanlara en azından. Çocuklarla da epey iyi ilişkiler kuruyor. Hatta Kürtçe’sini de epey ilerletiyor.