Yaşam Suyu

Kitabın Sayfalarından:

“Beni okuyan sen, lütfen yardım et Yeniden doğmama.”

Gölge Konuşuyor:

Sevgiliyle konuşma ya da sevgiliye yazılmış fakat yukarıdaki sözün referansıyla sevgiliye gönderilmesi söz konusu olmayan, okur denilen yabancıya derdini anlatarak derman bulmaya çalışılan bir mektup ya da anlatı. Baştan sona tek bir kişi konuşuyor, bir monolog yani. Sanki bir yöntem belirlenmemiş, laf lafı açıyor şeklinde düşünceler ve eylemler sıralanmış. Kitapla ilgili bir yorumda “anlamı satırlarda değil satır aralarında bulmak gerekiyor basit bir ifadeyle” denilmiş. Dolayısıyla dolaylı bir anlatım söz konusu.

Alıntıladığımız söze baktığımızda da bana Michel Butor’un romancı için kullandığı “eksik okur” tanımlaması geldi. Yazan biri değilim ama yazma eyleminin belli ki rahatlatma işlevi de var. Yazar yazıya sığınarak, üstüne basa basa da elimizdekinin yazıdan başka bir şey olmadığını fakat okuru düşüncenin gemisine bindirmeyi rahatlıkla başardığını söyleyebiliriz. “Sana bir kitabın, nasıl yazacağını bilmeyen birinin kitabının, bu suretini yazıyorum, çünkü konuşmanın en hafif yerinde bile nasıl konuşacağımı bilmiyorum.” Kimi kez yazarın bu doğaçlamaları sayesinde  okur da çağrışımlar vasıtasıyla kendi dünyasına dalabilir.

Anlatıda anlatan kendi kendine soru soruyor, soru demiyelim, bir tespit, bir önerme ya da bir postüla atıyor ortaya, bu ortaya attığı şeyleri tartışarak bu şeylerden yeni çıkarımlarda bulunuyor. Bu örüntüler kitap boyunca da sokratik bir havada sürüp gidiyor…

Dille ilgili birkaç söz söylersek. Anlatımda dil ve yazım hataları olabileceği ama bunların  bilinçli yapıldığı, çünkü yazarın yazarın anlatmak istediği ruhu ancak kelimelerle kuracağı yeni dünyalarla mümkün olacağı uyarısıyla başlanmış. Gerçekten dil deformasyonu Türkçe’de de bazen estetik sonuçları oluyor. Ama bunu çeviri kitapta anlamak gerçekten zor, ben böyle bir şeye yüz dört sayfanın tamamında tanıklık ettiğimi düşünmüyorum…