Yaşamak

Gölge Konuşuyor:

Hikayesinde yürek yaralayıcı ve yüz kızartıcı sahneler olsa da Fugui, karşısına çıkan yabancıya söz konusu hikayeyi anlatmakta sakınca görmüyor. Bir başkası olsa belki utancından veya acısından gerçekliğin bir kısmını gizleyebilir veyahut kendi kusuru olan yerlerde kendini haklı çıkarmak için bahaneler uydurabilirdi. Ama Fugui bize içten ve dürüst olduğunu ispatlıyor. Onun kusurlarını, aptallıklarını ve acılarını dinlerken bir an bile dikkatimizin dağılmamasının nedeni budur belki de.

Yukarıdaki okur itirafnamesi yazarın eseridir aslında. Birinci kişi ağzından verilirken hikaye, karşı tarafı sıkmadan, iknaya dayanan bir tarz. Sözüm ona yaşlı Fugui’nin sözünü kesen yazar, tamamen hikayeyi yorumsuz, dinlediği şekliyle vermiş. Yani yazarın kendisini gizlediği modern bir tarzla anlatılmış hikaye. Bu bakımdan her şeyi bilen üçüncü kişi anlatıcısı yerine tüm cahilliğini, basiretsizliğini aynı zamanda tüm sevgisini sergileyen bir “ben”in konuşması, okur ile aracısız bir ilişkiye dayanan bir metodun tercih edildiğini gösteriyor. Okura katharsis etkisi sunan bu tarz, hikayenin nerdeyse hiç bölünmeden dinlenmesi imkanı veriyor. Yabancı ya da yazar üç defa araya girip kesiyor ama daha ziyade eseri bölümlendirmek için yapılmış sanki.

Çok az okuduğum uzakdoğu edebiyatında aklıma düşen teknikten ziyade içerikle ilgili.Bu da adamların savunmasızlığı, yoksulluğu, yoksunluğu sansürlemeden tüm çıplaklığıyla vermeleri. Pearl S. Buck’ın Ana’sı belki dışarıdan biri tarafından yazıldı ama bu kültürü iyi bilen  biri tarafından… İşte o romandaki gibi kaderine terk edilen karakterlerin benzerleri bu romanda da var. Fugui bu bakımdan çok az öznesi olduğu bir yaşamını anlatıyor. Savruluyor oradan oraya birçoğumuz gibi Fugui’de. Parası varken iyiydi ama yoksulluğunda, bahsettiğimiz savrulma pozisyonunda daha ziyade. Bu da eseri iyi bir natüralist roman havasına sokuyor.

Anlatının başlığı “Yaşamak”tan başkası olamazdı herhalde. Fugui tüm ailesini birer birer kaybederken yaşama tutunacak bir şeyler buluyor her durumda. Romanın sonlarında,romanın mantığını çözdükten sonra okur, bari öküz ölmese diye söyleniyor. Her ne  kadar natüralist bir anlayışa sahip olsa da okur Fugui’nin gençliğindeki basiretsizliği ve aptallığı olmasaydı hikaye başka türlü gelişirdi diye düşünebilme imkanı da sunuyor roman.