Tavşan Deliğinde Fiesta

Gölge Konuşuyor:

Çok basit ama özgün bir iş yapmış romancı. Zorlama olmayan tertemiz bir üslup. Bir çocuk konuşuyor bu küçük romanda. Bir mafya reisinin oğlu. Şiddetin olağan bir şey olduğu bir aile. Tüm dökülen kanlara rağmen soğukkanlı bir duruş diyemeyeceğim çünkü zaten şiddetin olduğu bir ortamda gözlerini açmış çocukcağız. Dolayısıyla bu kanlı roman çocuğun ağzıyla verildiği için tüm bu mafyozi işler ile dalga geçen bir mizahi romana dönüşmüş. Üslup bu bakımdan çok yeni  benim için.

Çocuk da biraz tuhaf. Bildiğimiz çocuklara pek benzemiyor, bu da doğal. Çünkü çevresinde başka çocuk yok ve babasının sarayından hiç çıkmıyor. Çevresinde en çok ayakçılar var tabi ki. Bunun yanında rüşvetçi politikacılar, Mafya örgütünün başka ülkelerdeki temsilcileri ve hayvan bakıcıları. Saraylarında küçük çapta bir hayvanat bahçesi var. Ama küçük Tochtli istediği esas hayvan olan Liberya soylu cüce suaygırına henüz sahip değil. Hani nereden duymuş bu hayvanı bu velet diye soran olursa söyleyelim: Kahramanımız tam bir bilgi çöplüğü. En büyük zevklerinden biri de ansiklopedi okumak. Dolayısıyla ansiklopediden öğrendiği bazı kelime ve kavramları gelişigüzel kullanıyor. Bu bakımdan metinde en çok zikredilen kelimelerden biri patetiktir. Patetik gibi başka zor kelimeleri de kullandığı için kahramanımız ahali tarafından üstün zekalı addediliyor. Bizim toplumda da çok değil mi hafızayı zekayla eşitleyenler. Tochtli de kıs kıs gülüyor yaptığı hileye aldananlara… Tochtli çok insanla görüştüğünü düşünüyor: Ölüleri saymazsak bu sayı on yedi. Küçük Tochtli’nin çokluk kavramını görünce de insan gerçekten romancının tutarlı bir iş yapmış olduğunu düşünüyor. Hayvan merakının yanında bir de şapka merakı var veletin. Tüm bu istekleri sağlayan da babasıdır. Babasına güveni tamdır aslında ama bir yalanını görünceye kadar. Şunu öğrendim ki yeraltı dünyasında yalan olmazmış. Bu bakımdan Tochtli yalan sonrasında dilsiz bir Japon olmayı seçmiştir.

Bu küçük kitap sadece öyle eğlencelik bir kitap da değil. Eleştiriler de var bir noktada. Uluslarası bir mafya olduğunu ifşa ediyor. Ayrıca da mafyanın legallerin illegalitesini gizlediği bir yapı olduğunu gösteriyor, romandaki siktir çekilen sevimsiz vali gibi. Bunun yanında sömürgecilere ve kapitalistlere de laf söylüyor. Ve dolayısıyle tarihe de vurgu yapılıyor. Fransızların kralların kafalarını kesmeyi, Portekizlilerin zenci satmayı sevdikleri vs. Bunun yanında Honduras örneğindeki gibi ilkel milliyetçiliği de ti’ye almış.

Romanın dikkat çekici olan taraflarından biri de kullanılan isimler. Çevirmenin Notunu aynen veriyorum: “Romandaki karakterlerin isimleri eski Meksika dili Nahuatl’dan geliyor. Nahuatl bugün Meksika’da yaygın olarak kullanılan yerli dili. Tochtli bu dilde tavşan demek, Tochtli’nin diğer ismi Usagi ise Japonca’da tavşan demek. Yolcaut (baba) çıngıraklıyılan, Mazatzin geyik…” Tüm isimler böyle değil. Artık Amerikan kültürünün de etkisi olduğunu gösteren hayvan bakıcılarının isimleri mesela: John Kennedy, Franklyn, Martin Luther….