Sofist

Gölge Konuşuyor;

Diyalogta sofistlerle konuşulmuyor, sofistlerle ilgili konuşuluyor; sofistlerin faydacı, tüccar mantıklı olduğuna dair bir diyalog. Tümevarım yöntemi kullanılmış. Alakasız gibi görünen konularla girizgah yapılmış ama eklemler Sofist-Platon-2000__35206492_0yine kusursuz.  Ticaret, varlık, yokluk, yanlış, başka, biçim, bilmek, bilmemek, gerçeklik, simülasyon, içerik hakkında uzun söylevleri Sokrates’in muhabbetine katılan Sofist uzmanı Yabancı’dan dinliyoruz. Malum, Yabancı’nın karşısında da bir çömez var: Theaitetos. Bildik yöntemlerle ispatlama ve çürütme örüntüleri. Sofistlerin düşünceleri ve eylemleri, yarattıkları simülasyonlar teşhir ediliyor ve çürütülüyor. Nihayetinde şunu anlıyoruz sofistler söz konusu olduğunda “katı olan her şey buharlaşıyor.”  Hamiş: Arada bir Platon diyaloglarından okumak lazım derim: Düşünce açısından insanın daha esnek olmasını, daha bütünlüklü düşünmesini sağlıyor, saplantıları deffediyor…

Kitabın Sayfalarından;

YABANCI: Öyleyse, şimdi bu bilime ne ad vereceğiz, Theaitetos? Sakın, Zeus bizi, haberimiz olmadan, özgür insanların bilimi üzerine düşürmüş olmasın; sofisti ararken, onu bulmadan önce filozofu bulmuş olmayalım?

THEAİTETOS: Ne demek istiyorsun?

YABANCI: Böyle cinslere ayırmak ve aynı formu başka biri yerine, başka bir formu da aynı biri yerine asla almamak: diyalektik bilimin işi demez miyiz buna biz?

THEAİTETOS: Evet, öyle deriz.

YABANCI: Bunu yapabilecek güçte olan bir kimse, herbiri diğerlerinden ayrı bir formlar çokluğu arasından her istikamette yayılmış tek bir form; birbirlerinden farklı bir formlar çokluğunu dıştan kaplayan bir form; kendi birliğini kaybetmeksizin bir kümeler çokluğu içinde yayılmış tek bir form; ve nihayet, mutlak bir yalnızlık içinde olan birçok form bulunduğunu görebilecek kadar nüfuzlu görüşe sahip demektir. İmdi, bunu yapabilecek güçte olmak, cinsleri birbirinden teker teker ayırmak ve herbiri için hangi birleşmelerin mümkün olup, hangilerinin olmadığını bilmektir.

THEAİTETOS: Kesinlikle öyle.

YABANCI: İmdi, bu yeteneği, diyalektik yeteneği, sanırım, ancak tam bir safiyet ve adaletle felsefe yapan kişiye, yalnız ona layık görürsün.

THEAİTETOS: Başka kime layık görülebilir ki?

YABANCI: İşte filozofu arayacak olursak, onu, şimdi ya da şimdiden sonra, nerede bulabileceğimizi böylece görmüş olduk. Gerçi, onu da ayan beyan görmek kolay değildir. Ama, onu görmenin güçlüğü, hiç de sofisti görmenin güçlüğüyle aynı türden değildir.

THEAİTETOS: Ya nasıldır?

YABANCI: Sofist yokluk’un karanlığında barınır, orada yaşaya yaşaya karanlığa uyum sağlamıştır, tam olarak ele geçirebilmesinin güçlüğünü, sığınağının karanlık olmasına borçludur. Doğru değil mi?

THEAİTETOS: Öyle görünüyor.

YABANCI: Oysa, filozof sürekli olarak varlığın formu üzerinde düşünür ve bu bölgenin gözalıcı parlaklığı dolayısıyle onun görülmesi de hiç kolay olmaz. Çünkü sıradan bir ruhun gözleri, bakışlarını sürekli olarak uluhiyet üzerinde toplayabilecek güçte değildir. (sf. 7-98)                                                                                 …..